menopoz nedir ? belirtileri nelerdir ? nedenleri nelerdir ?

Menopoz Nedir?

Menopoz Nedir? Kadın hayatı her dekatta değişim gösterir. Tıpkı bebeklik, çocukluk, ergenlik, genç kadın, olgun kadın ve menopoz öncesini takip eden menopoz dönemi takip eder.

Kadınlarda yumurta yapımı anne karnında iken başlamaktadır. Yeni doğan bir kız çocuğunda yaklaşık 2-3 milyon yumurta varken, ergenlik döneminde 400 bin yumurtaya inebilmektedir. Kadın hayatında her daim yumurta kaybeder.

Menopoz ile beraber yumurtalıklardaki folikül olarak adlandırdığımız yumurta gelişimi olmaz. Gelişmeyen foliküller östrojen hormonu salgılayamaz.  Azalan foliküller nedeniyle salgılanmayan östrojen menopoz döneminde karşılaştığımız klinik bulguların sorumlusudur. Menopoz yaşı dünyada 51 iken ülkemizde ortalama yaş 49 dur.

Menopoz Belirtileri Nelerdir?

Menopoz Belirtileri Nelerdir? Birçok kadında ilk belirti adet düzenindeki değişikliktir. Bazı kadınlarda adet miktarı azalırken, bazı kadınlarda sık ve yoğun vajinal kanamalar yaşanabilir.

Yumurtalıklardan salgılanan hormonlar östrojen ve progesterondur. Adetin başlangıcından yumurtlama dönemine kadar hakim hormon östrojen iken, yumurtlamayı takiben progesteron salgılanır. Yumurtalıklardan bu  hormonların salınımını beyinden salgılanan FSH ve LH’ın kontrolündedir. Zayıflayan yumurta ile hormon salınımı azalırsa beyinden uyarı artar. Bu artışın nedeni yumurtalıkları uyarmaktır. Bu nedenle geçiş aşamasında yumurtalıklardan düzensiz ve yüksek miktarda östrojen salgılanır. Her ay yumurtlama gerçekleşmediğinden, progesteron salınımı yetersiz olur. Bu aşamada progesteron ile karşılanamayan östrojen salınımı olur.  6 ay ile 2 yıl arasında düzensiz ve yoğun vajinal kanama olabilir.  Menopoz öncesi adet kanamaları yoğun ve düzensiz geçiren kadınlarda detaylı jinekolojik muayene ve ultrasonografisi yapılmalıdır. Gerekli durumlarda rahim iç duvarından biyopsi alınmalıdır.

İlerleyen zamanda ise  östrojen hormonunun azalması ile birçok semptom eklenir. Kilo artışı, metabolizmada yavaşlama, mizaç bozukluğu, uyku sorunları, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş basması, gece terlemesi, vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik sık karşılaşılan şikayetlerdir.

Menopoz döneminde kadın fizyolojisinde ve psikolojisinde birtakım problemler açığa çıkabilmektedir. Bu problemler ise şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Aşırı terleme,
  • Çabuk yorulma,
  • Cinsel fonksiyon problemleri
  • İdrar kaçırma,
  • Kilo alma,
  • Kalp ve tansiyon hastalıkları (değişen hormonlara bağlı),
  • Kemik erimesi,
  • Psikolojik bozukluklar  (içe kapanma, depresyon, uyku problemleri) ile karşılaşılabilir.

Menopoz Nedenleri Nelerdir?

Menopoz Nedenleri Nelerdir? Kadının üreme fonksiyonunu kaybetmesidir. Beklenen ve her kadının yaşayacağı bir dönemdir. Menopoz yaşını belirleyen en önemli faktör genetiktir. Ayrıca kadının geçirdiği yumurtalıklarına yönelik cerrahi işlemler, radyoterapi, kemoterapi, sigara kullanımı menopoz yaşını erkene çekebilir.

Menopoz Çeşitleri Nelerdir?

Menopoz Çeşitleri Nelerdir? Doğal menopoz ve cerrahi menopoz olmak üzere iki gruba ayırabiliriz. Doğal menopoz; 40 lı yaşlar ile başlayan premonopozu menopoz dönemi takip eder. Ortalama 49-51 yaşları arasında son adet olan menopoz başlamış olur.

40 yaş öncesinde menopoz başlaması prematür menopoz olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda poliklinik pratiğimizde daha sık karşılaştığımız prematür menopoz nedeni tam olarak bilinmemektedir. Aile öyküsü oldukça önemli olup, yumurtalık cerrahiside menopoz yaşını öne çekmektedir.

Menopoz Dönemleri Nelerdir?

Menopoz Dönemleri Nelerdir? Premenopoz, ilk belirtilerin görülmekte olduğu dönemden menopoza kadar geçmekte olan süreyi kapsamaktadır. Birkaç ay veya yıl sürebilmektedir. Menopoz ise en son adet kanamasının görülmesidir. Son adet ardından kadının yaşadığı dönem postmenopoz olarak tanımlanmaktadır.

Menopoz Öncesi Klinik Belirtileri Nelerdir?

  • Adet kanamalarının uzun ve yoğun geçmesi
  • İki regl arasındaki sürenin uzaması veya kısalması
  • Ateş basması ve gece terlemeleri
  • Uykusuzluk ve yorgunluk
  • Ruh halinde değişimler, depresif mizaç hakimiyeti
  • İştahta artış
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik

Menopoz Sonrası Görülen Belirtiler Nelerdir?

Menopoz Sonrası Görülen Belirtiler Nelerdir? Kadının adet görmemesi ve menopoz dönemine girmesi, ruhsal çöküntüye neden olabilir. Uzun süren östrojen azlığı vajinal mukozada kuruma ve incelmeye yol açabilir.  Bu durum ağrılı cinsel ilişkiye neden olur.

Azalan östrojen ve progesteron hormonuna bağlı olarak kemik erimesi riskini azaltmak için, kadının diyeti düzenlenmeli ve egzersiz programı eklenmelidir.

Menopoz Nasıl Teşhis Edilir?

Menopoz Nasıl Teşhis Edilir? Klinik olarak adet düzensizliği, adetten kesilme gibi belirtilerle başvuran her kadının jinekolojik muayenesi ve ultrasonografisi yapılır. Ultrasonografi kadının yumurta kalitesi ve menopoz durumu ile ilgili bilgi verir. Ardından yumurta kalitesini gösteren hormon testleri yapılır.  Hormon testleri ile menopoz kesin olarak teşhis edilebilir.

Menopoz Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Menopoz Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Menopoz döneminde tedavi eksik olanı yerine koymadan geçer. Eksik olan östrojen ve progesteron hormonunu kullanmak tedavinin temelini oluşturur. Hassas nokta klinik etki oluşturacak en düşük dozdan başlanmalı ve ilaçların en doğal olanı tercih edilmelidir.  Ancak menopozda genel geçer bir tedavi kabul edilemez. Her kadının tedavisi ve takip şeması farklıdır. Tedavi kadına özgüdür.

Menopozda Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Menopozda Yapılması Gerekenler Nelerdir? Kadının bu dönemde bütüncül yaklaşım gösteren hekim tarafından takibi oldukça önemlidir. Düzenli egzersiz ve düşük kalorili beslenme, kronik hastalıklardan korunma, şeker ve tansiyon kontrolü mutlak gereklidir.

Jinekolog hekimin menopozdaki kadına yaklaşımı:

  • Her açıdan kadını değerlendirmeli, bütüncül yaklaşım hedef olmalı
  • Gereğinde kan tetkikleri istenmeli,
  • Meme muayenesi yapılmalı,
  • Kemik erimesi engellenmeli,
  • Kilo kontrolü, şeker ve tansiyon takibi,
  • Ruhsal açıdan destek,
  • Cinsel fonksiyonlar ile ilgili destek; menopoz ile cinsellik son bulmaz. Sonlanan sadece üreme fonksiyonlarının kaybıdır.

Menopoz Cinsel Hayatı Etkiler mi?

Menopoz Cinsel Hayatı Etkiler mi? Menopoz  kadında cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Bir kadın ne kadar erken bir dönemde menopoza girerse cinsel işlev bozuklukları da o boyutta fazla olabilir. Cinsel isteksizlik, orgazm olamama ve ağrılı cinsel ilişki en önemli sorunlardır. Tedavisi mümkündür. Her kadın tedaviden yararlanabilmeli ve menopoz dönemini huzurla geçirmelidir. MENOPOZ KADINLIĞIN SONU VE YAŞLANMA DEĞİLDİR. MENOPOZ SADECE ÜREME FONKSİYONLARININ KAYBIDIR.

Menopoz ve Dönemleri

  • Premenopoz: Adet düzensizliği başlamaktadır.
  • Menopoz: Son adet kanamasıdır.
  • Postmenopoz: 12 ay boyunca adet görmeyen kadınlar bu dönemdedir.

Menopoz Dönemini Etkileyen Durumlar

Menopoz yaşı her kadında farklıdır. 44 yaş öncesi adetten kesilme erken menopoz olarak tanımlanmaktadır. Menopoz yaşını belirleyen en önemli faktör genetik öyküdür. Ailede erken menopoz öyküsü olan her kadın, yumurta rezervi açısından değerlendirilmelidir.

Genetik faktörlerin yanında fizyolojik, biyolojik ve psikososyal durumda menopoz yaşında etkilidir. Geçirilmiş yumurtalık ameliyatları, tüp bağlanması, kemoterapi ve radyoterapi tedavisi menopoz yaşını önceye çeker.

Menopoz dönemi ve menopoz tedavisi hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak için diğer yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Menopoz Tedavisinin Tarihi

Menopoz Tedavisinin Tarihi

  • Çin İmparatorları genç kadın idrarını kurutarak kullanmışlar.
  • 1821’de Paris’te ilk kez menopoz kelimesi kullanılmıştır.
  • 19. yy’da kadınların adetten kesilmesi ile ruhsal buhran yaşadıkları anlaşılmıştır.
  • 1871’de ‘Henry Mandsley’ menopozda kadının ruhsal durumunda değişiklik olduğunu tespit etmiştir.
  • 1894’de ilk defa hormon tedavisi kullanılmaya başlanmıştır. Hormon olarak inek yumurtalığı kullanılmıştır. Bu tedavi hormon tedavisinin doğuşudur.
  • 1939’da ‘Adolf Butenandt’ gebe kadın idrarını saflaştırarak östrojen hormonunu üretmiştir. Bu başarı Adolfa Nobel Kimya ödülünü kazandırmıştır.

Geçmişten Günümüze Dünyada Hormon Tedavisi

  • 1932: Gebe kısrağından alınan idrardan östrojen üretilmiş ve sıcak basmalarının tedavisinde kullanılmıştır.
  • 1936: Ağız yoluyla kullanılabilecek östrojen sentzelenmiş ve Avrupa’da ki kadınlarda kullanılmaya başlanmıştır.
  • 1940: ‘Russel Marker’ tarafından Meksika’da yetişen tatlı patatesinden, progesteron üretilmiştir. Bu progesteron günümüzde fonksiyonel tıpta kullandığımız progesteron ile benzerdir.
  • 1941: Menopoz döneminde hormon tedavisinin, kemik kaybını azalttığı görülmüştür.
  • 1942: FDA tarafından östrojen preparatlarına onay verilmiştir.
  • 1946-1950: Kontrolsüz östrojen kullanımı rahim kanseri riskini arttırdığı görülmüştür. Ancak burada kullanılan östrojen kontrolsüz olup, progesteron kullanılmamıştır.
  • 1970 yıllarında cilt yoluyla östrojen kullanımı için uygun preparatlar üretilmiştir.
  • 1980 yılında Dünya Sağlık Örgütü, hormon tedavisinde östrojen ve progesteronun birlikte kullanılması gerektiğini bildirdi.

Ülkemizde Menopoz Tedavisi

1985; Günümüzde kullandığımız tedavi protokollerine yakın bir yaklaşım ile, kadınlar takip edilmeye başlanmıştır.

1991; Hem Ankara hem de İstanbul’daki fakültelerde menopoz tedavi merkezleri kurulmuştur.

1992; Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği kuruldu.

Menopoz Tedavisi Ve Menopoz Takibi Nasıl Olmalıdır?

Hormon kullanımına başlayan her kadın, ilaçların özellikleri ve etkileri konusunda aydınlatılmalıdır. Östrojen hormonunun resöptörü hücre çekirdeğindedir. Doğrudan etkisini hücre çekirdeğini uyararak gerçekleştirir. Ve unutulmaması gereken östrojen hormonu, reseptörü olan her hücreye etki eder. Bu nedenle menopozdaki hastaya bütüncül yaklaşmak gerekir. Kadının tetkikleri ve muayene bulguları uygunsa da hormon tedavisi önerilmelidir.

1990-1998 yılları arasında; menopozda hormon tedavisi verilmesinin amacı kalp hastalıklarından korunmak idi. Bu amaçla menopozda olan her yaş grubunda olan kadına hormon tedavisi verildi. Ancak hormon tedavisi alan kadınlarda ilk yıllarda kalp ve damarsal problemlerde artış olurken, takip edilen yıllarda (5., 10. Yıllarda) riskin azaldığı görülmüştür. İlk yıllarda artan kalp ve damar problemlerinin çoğu, damarlarda yerleşmiş olan plakların kopmasına bağlı olduğu düşünüldü. Yani mevcut aterosiklerozu olan kadınlar için hormon tedavisinin ilk yıllarında, damarsal sorunlar yaşanılabilir Özellikle ağız yoluyla kullanılan ilaçlarda risk daha yüksektir. Bu nedenle tedavide deri yoluyla emilen ilaçların kullanılması önerilir.

Menopozda Hormon Tedavisinin Kalp, Depresyon ve Osteoporoza Etkisine Yönelik Çalışma Sonuçları (Whı Çalışması)

Çalışma 1998 de planlanmıştır. 8.5 yıllık bir takip ile hormon tedavisinin etkinliği araştırılacaktı. Amaç hormon tedavisinin, osteoporoz ve kalp hastalıklarına olan etkisini değerlendirmekti. 40 ayrı merkezde, 27327 kadın üzerinde yapılan çalışmayı öğrenelim:

  • Çalışmaya katılan kadınların %83’ünde menopoz yaşı 5 yıl ve daha fazla idi. Ortalama kadın yaşı 63 (40-79)
  • Çalışmaya katılan kadınların %34’ü obez idi,
  • Çalışmaya katılan kadınların %50’si sigara içiyordu,
  • Çalışmaya katılan kadınların %36’sı nın tansiyonu yüksek idi,

Çalışmaya katılan kadınlar, oral yolla(ağız) östrojen ve progesteron verilmiştir.

Çalışma tamamlanmadan 5. Yılda durduruldu. Çalışmaya katılan kadınlarda emboli, inme ve meme kanseri riski artmıştı. Pozitif katkıları ise osteoporoz ve kolon kanseri riskinin azalmasıydı.

Bu çalışmaya yaş sınırı olmadan menopozdaki kadınlar katılmış, hormonlar ağız yolu ile ve yüksek doz verilmişti. Çalışma grubundaki kadınların seçilimi ileriki yıllarda çalışmanın eleştrilmesine neden olmuştur. Oysaki hormon tedavisi bireyseldir. Genel geçer bir tedavi protokolü yoktur. Aynı doz, aynı ilaç; farklı yaşta ve farklı şikayetleri olan hastaya verilemezdi. Ancak bu çalışma , dünyada hormon tedavisinin bitişi idi. Birçok kadın ve hekimleri bu hormonlardan uzaklaştı. Hekimler yazmaktan, kadınlar kullanmaktan çekindi. 2000’li yıllarda kadınlar menopoz tedavisi alamadılar, menopozun bütün yıpratıcı etkilerini yaşadılar. Kadınla hem ruhları, hem bedenleri ile hızlı bir yaşlanma sürecine girdiler.

Bu çalışma daha sonraki yıllarda etki ve yan etkiler konusunda tekrar incelenmiştir. Menopoz tedavisisi konusunda öneriler yayınlanmıştır. Menopoza giren her kadına aynı tedavi ve tek reçete önerilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Türkiye Menopoz Ve Osteoporoz Derneğinin Hormon Tedavisi Önerileri:

  1. Hormon tedavisi kadın sağlığına pozitif katkıları vardır.
  2. Her hastaya hormon tedavisi verilmemelidir.
  3. Tedavi için uygun hasta, şikayetleri olan kadınlardır.
  4. Hormon tedavisine mümkün olduğunca erken yaşta başlanmalıdır.
  5. Hormon tedavisinde kullanılan ilaçlar yeterli olan en düşük dozda olmalıdır.
  6. Uzun süre kullanılmamalıdır.

Menopozda Hormon Replasman Tedavisinin Etkileri

  1. Halka arasında ateş baması olarak bilinen vazamotor sıkıntıların en etkin tedavisidir.
  2. Kadını osteoporozdan korur.
  3. Vajinal kuruluk tedavisinde vajinal östrojenler kullanılmalıdır.
  4. İnme ve emboli riski deri yoluyla kullanılan östrojenler ile oldukça düşüktür.

Perimenopoz Dönemi

Kadın hayatındaki en kritik ve en hassas dönemdir. Menopoz öncesindeki 3-5 yılı kapsar. Kadında; hormonal dengenin bozulduğu, sıcak basmalarının başladığı, yumurtlamanın bozulduğu, adetler arası sürenin uzadığı, kanama miktarının değiştiği, kemik erimesinin ise başladığı bir dönemdir.

Kadının hormona tetkikinde farklılıklar ve adet döngüsünde değişiklikler izlenir.

Perimenopoz döneminde yumurtlamanın bozulduğunu, kadının her ay yumurtlayamadığını görürüz. Bu durum kadın bedeninde progesteron hormonu eksikliğine bağlı şikayetlere yol açar. Kadında normal şartlarda her ay bir yumurta büyür. Yumurtanın büyümesi aşamasında östrojen hormonu sentezlenir. Büyüyen yumurta çatlar ve çatlama ile progesteron hormonu sentezlenir. Perimenopoz döneminde ise ilk bozulan yumurtlamadır. Dolayısıyla progesteron hormonu eksiktir. Bu nedenle eksik olanı yerine koymak tedavide nirengi noktasıdır.

Aksi durumda kadın, artan östrojenin yan etkilerini yaşar. Yumurta kisti, kanama bozuklukları ve kilo alma en sık karşılaştığımız şikayetlerdir.

Perimenopoz Ve Menopoz Döneminde Kadının Yaşadıkları

  1. Sıcak basması
  2. Gece terlemesi
  3. Uyku bozukluğu
  4. Motivasyon kaybı
  5. Kilo alma
  6. Halsizlik
  7. Depresyon
  8. Ağrılı cinsel ilişki, cinsel isteksizlik
  9. Vajinal kuruluk
  10. İdrar kaçırma
  11. Kas ağrısı
  12. Kemik erimesi
  13. Vajinal kuruluk
  14. Hafıza, dikkat, anlama, öğrenme gibi zihin aktivitelerinde azalma ile karşılaşır.

Unutulmaması Gerekenler:

Özellikle sıcak basması şikayetini ağır yaşayan kadınlarda kalp-damar hastalıkları ve kemik erimesi daha sık görülür. Bu kadınların daha yakından takip ve tedavi edilmesi gerekir.

Biyoeşdeğer Hormonlar

Kadında mevcut hormonlar ile özdeş yapıdadır. Hem kimyasal hem de fiziksel yapısı aynıdır. Menopoz döneminde gerekli olduğunda kullanabileceğimiz ilaç grubudur. Kadınları perimenopoz döneminden itibaren takip etmek ve şikayetlere yönelik destek tedavisi vermek gerekir.

  • Tedavi süreci ortalama 5 yıl olup, 10 yıla kadar devam edilebilir.
  • Her kadın bireysel değerlendirilmelidir.
  • Her kadın için fonksiyonel yaklaşımla bir tanımlama yapılmalıdır.
  • Her kadın bütüncül yaklaşımla tedavi edilmelidir.

Menopozda Testesteron Düşüklüğü

Hormon tedavisi almasına rağmen;

  • halsizlik,
  • cinsel isteksizlik
  • kaslarında güç kaybı,
  • kemik kaybı
  • hafıza sorunları
  • vajinal kuruluk ile gelen hastalara testesteron takviyesi yapılabilir.

Fitoöstrojenler

Östrojen tedavisi alamayan kadınlarda fitoöstrojenler kullanılabilir. Uzakdoğu ve Japonya mutfağında yaygın olarak fitoöstrojenler bulunur. Bu coğrafyada yaşayan kadınlarda menopoz yakınmaları daha az görülür. Fitoöstrojenler, östrojen resöptörüne bağlanarak etkisini gösterir.

Fitoöstrojenler aynı zamanda antioksidandır. Özellikle keten tohumunun lignan içeriği yüksektir.

Günümüzde kullandığımız fioöstrojenler:

  1. Şerbetçi otu (humulus lupulus)
  2. Prim rose oil
  3. Cimicifuga racmonasa (karayılan otu)
  4. Polen ekstreleri

Adaptojenler

Bu terim 1947 yılında ilk defa kullanılmıştır. Geleneksel tıpta kullanılan bir üründür. Bedenin strese karşı mücadelesini destekler.

Geleneksel tıpta kullanılan adaptojenler:

  1. Fosfatidilserin,
  2. L-Theanine,
  3. DHEA,
  4. Ginseng,
  5. Ashwaganda: stres üzerine etkili olduğu, aynı zamanda iltihap ve kanserden de koruyucu olduğuna inanılır.
  6. Rhodiola Rosea,
  7. MACA (Lepidyum) (Peru Ginsengi)

MACA Nedir?

Protein, lif, karbonhidrat ve minerallerden zengindir. Kalsiyum, potasyum, selenyum, çinko, bakır, iyot, magnezyum ve demir açısından zengindir. İçinde farklı 19 aminoasit ve yararlı yağ asitleri (oleik asit, linolenik asit, sterol, palmitik asit) bulunur. Antiagaing ve günlük hayatta yaşam kalitesini arttırmak amacıyla fitoterapidede kullanılan bir üründür.

BLACK KOHOSH

Özellikle menopoz döneminde sıcak basmalarının tedavisinde kullanılan fitoterapötik bir ajandır. Bir östrojen değildir. Karaciğer üzerinde zararlı etkisi yoktur. Etkinliği hormon tedavisi kadar değildir.