smear-testi__23-57553_WebImage_b

Smear Testi Nedir? Neden Yapılır, Sonuçları Ne Anlama Gelir?

Smear Testi Nedir?

Smear testi, jinekolojik muayene ile yapılır. Hasta ilk olarak jinekolojik muayene masasına yatırılır ve vajinaya bir spekulum yerleştirir. Ardından rahim ağzından fırça yardımı ile bir sürüntü alınır. Rahim ağzı taramasında, alınan örnekle insan papilloma virüsünün (HPV) yüksek riskli tipleri değerlendirilmek üzere laboratuvara gönderilecektir. HPV enfeksiyonları oldukça yaygındır ve rahim ağzı kanserinin temel sebebidir. Basit, ağrısız ve kısa bir jinekolojik tarama testi olan smear testi ile hücre örneğiniz gelecekte kansere dönüşme potansiyeli olan anormal değişiklikler açısından da değerlendirilir.

Başta rahim ağzı ( serviks ) kanseri olmak üzere rahim ağzındaki hücresel düzensizlik ve kanser öncüsü hücrelerin ve enfeksiyonların saptanmasında kullanılan smear testi ayrıca rahim iç zarı ( endometrium ) kanserinin de erken teşhisine yardımcı olabilir. Böylelikle hücresel bozukluklar rahim ve rahim ağzı kanserine dönüşmeden erken evrede tespit edilir. Hasta sağlığına tamamen kavuşabilir.

Smear testi pozitif çıkarsa ne olur?

Rahim ağzı (serviks) kanseri olmak üzere rahimdeki kanser öncüsü hücre ve düzensizliklerin tespitinde başvurulan smear testi, şayet pozitif çıkarsa, bu rahim ağzı hücrelerinde anormal değişikliklerin varlığını belirtebilir. Bununla birlikte anormal bir test sonucu her zaman kanser olduğunuz anlamına gelmez. Riskli bir virüse sahip olabilirsiniz ve rahim ağzı kanseri ortaya çıkmayabilir. Vücudunuz enfeksiyonla mücadele edebilir ya da HPV, sağlıklı hücrelerin kansere dönüşmesine yol açabilir. Hekiminiz özel test sonucunuza göre atmanız gereken takip adımlarını önerecektir. Smear testinin pozitif çıkmasının üzerine genellikle ek testler ve tedaviler devreye girer.  Yani şüphe oluşturan dokuların biyopsi ile laboratuvarda değerlendirilmesi gerekir. Bu açıdan MR veya bilgisayarlı tomografi yöntemi ile kesin teşhis konulabilir. Her hastalıkta olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de erken teşhis sayesinde hastalık tedavi edilebilir. Pozitif sonuç çoğu zaman korkutucudur ancak erken yapılan tedavi ile durum kontrol altına alınabilir.

Doktor neden smear testi ister?

Smear testi, çoğu rahim ağzı kanserine neden olan yaygın bir enfeksiyon olan insan papilloma virüsünün (HPV) semptomlarını değerlendiren önemli bir testtir. Hekiminiz, rahim ağzı (serviks) kanseri ve kanser öncesi hücresel değişiklikleri erkenden tespit etmek için smear testi isteyebilir. Smear testi, özellikle cinsel olarak aktif kadınlarda, hücresel değişikliklerin erkenden tespit edilmesi için yapılır. Aynı zamanda bu test adet düzensizlikleri, anormal vajinal akıntı ya da bazı doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması öncesi tarama amaçlı istenebilir.

Yüksek riskli HPV, rahim ağzınızdaki hücrelerde anormal değişikliklere yol açabilir. Yüksek riskli HPV tipleri vücudunuzda uzun süre kaldığında, rahim ağzınızdaki hücrelerde değişikliklere sebep olur. Bu değişiklikler tedavi edilmezse rahim ağzı kanseri gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Pap smear testi, anormal hücreleri tespit etmek serviks kanserinin gelişiminin önüne geçilmesinde önemli bir basamak olarak nitelendirilebilir.

Smear testi cinsel ilişkiden kaç gün sonra yapılır?

Smear testi öncesi kadınların hazırlıklı olmaları gerekir. Cinsel ilişkinin ardından vajina dokusunda değişiklikler meydana gelebileceğinden smear testinin cinsel ilişkiden 48 saat sonra yapılması önerilir. Bu sebeple smear testi yaptıracak olan kadınlar, smear testi öncesi 2 gün cinsel ilişkiye girmemeli ve fitil, ilaç ve krem kullanmamalıdır. Ayrıca vajinanın yıkanmaması da test sonuçlarının doğruluk payını etkileyebilir.

Smear testi esnasında kişilerin adet döneminde olmaması da önemlidir. Buna göre smear testi için en ideal zaman adetten yaklaşık 10-20 gün sonradır. Smear testi öncesi bu hususlara dikkat edildiği takdirde doğru sonuçlara ulaşılması daha olasıdır.

Smear testi hangi hastalıkların teşhisi için yapılır?

Smear testi, rahim ağzı (serviks) hücrelerinden örnek alınarak rahim ağzı dokusundaki değişiklikleri saptamak için başvurulan önemli bir testtir. Smear testi veya pap smear testi, rahim ağzındaki hücresel düzensizliklerin yanı sıra olası enfeksiyonların tespitinde önemli bir yer tutan testtir. Hücrelerde oluşabilen bazı değişimler kanser öncüsü hücreler olarak da bilinirler. Yani hücrelerdeki olası bozulmalar kanser gibi ciddi hastalıklara yol açabilirler. Tanı konusunda son derece etkili bir tarama testi olan smear testi, hücrelerdeki anormal değişimleri belirleyerek çeşitli tedavilerle rahatsızlığın kanser boyutuna ulaşmasını engelleyebilir.

Smear testi ile teşhis edilen durumlar şunları içerir;

  • Rahim ağzı kanseri
  • Rahim ağzı hücresel anomaliler
  • Enfeksiyonlar (bakteriyel vajinozis, mantar, trikomonas, servisit gibi)
  • İltihaplanma (servisk hücrelerinde tahriş)
  • İnsan papilloma virüsü (HPV) semptomları, cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (CYBE)

Smear testi kaç günde çıkar?

Rahim ağzı hastalıklarının değerlendirilmesi açısından güvenilir bir yöntem olan smear testi sonuçları, testin yapıldığı hastaneye veya laboratuvarın yoğunluğuna göre değişiklik gösterebilir. Ancak genel olarak smear testi sonuçları, 5-10 gün içinde çıkar. Sonuçlar pozitif ya da negatif şeklinde değerlendirilir. Eğer sonuç negatif ise smear testinin uzun vadede tekrar yapılması önerilir. Rahim ağzında anormal durumlar gözlemlenirse ek testler ve tedaviler gerekebilir.

Smear Testi Ne Sıklıkla Tekrarlanmalıdır?

Mevcut kılavuzlara göre 21 ila 65 yaş arasındaki kadınlar için Pap smear testinin genellikle her üç yılda bir tekrarlanması tavsiye edilmektedir. Pap smear testinin HPV-DNA testi ile birleştirildiği durumda, 30 yaş ve üzerindeki kadınlara her beş yılda bir pap smear testi yapması tavsiye edilebilir. Bunun yanı sıra pap smear testi yerine, yine 5 yılda bir HPV-DNA testi de yapılabilir.

Belirli risk faktörlerine sahip bireylerin söz konusu olduğu durumlarda, doktor bireyin yaşına bakmaksızın daha sık pap smear testi yapılmasını önerebilir. Bu risk faktörleri arasında rahim ağzı kanseri teşhisi veya daha önce yapılan bir pap smear testi sonucunda kanser öncesi hücrelerin varlığının belirlenmesi, HIV enfeksiyonutanısının konulması, organ nakli, kemoterapi veya kronik kortikosteroid kullanımı nedeniyle zayıflamış bağışıklık sistemi gibi durumlar bulunabilir.

Smear Testlerinin Tekrarlanmasının Durdurulması Ne Zaman Sağlıklı Olur?

Total histerektomi sonrası ve ilerleyen yaş gibi belirli durumlarda bir kadın ve doktoru pap smear ile taramayı sonlandırmaya karar verebilir. Total histerektomi yani serviks dahil olmak üzere rahmin cerrahi olarak çıkarılması sonrasında pap smear yaptırmaya devam edilmesinin gerekliliği doktor tarafından bireye bildirilecektir.

Histerektominin rahim fibroidleri gibi kanserli olmayan bir durum için yapıldığı vakalarda birey rutin pap smear testi yaptırmayı bırakabilir. Ancak histerektomi serviksin kanser öncesi veya kanserli bir durum için yapıldığı vakalarda doktor rutin pap smear testine devam edilmesini önerebilir.

Yine güncel kılavuzlara göre son 10 yılda yapılan 3 Pap-Smear, 2 HPV-DNA veya 2 Pap-Smear ve HPV-DNA sonucu negatif gelen 65 yaşının üzerindeki kadınların tarama programı bu noktada sonlandırılabiliyor.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, işlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

Spiral-Rahim-içi-araç-Nedir-Spiral-Ne-Demek

Hormonlu Spiral (Mirena)

Hormonlu spiral, kadınların doğum kontrolü ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan bir hormonlu intrauterin cihazdır (IUD). Yaygın olarak “hormonlu spiral” ya da “Progesteronlu Spiral” şeklinde de anılır.

Rahim içine yerleştirilen bu küçük cihaz, uzun süreli ve etkili bir doğum kontrol yöntemi olarak kadınlar arasında popülerdir.

Hormonlu Spiral Nasıl Etki Eder?

Hormonlu spiral, rahim içine yerleştirildiğinde progesteron hormonunu salgılar. Bu hormon, spermin hareketini yavaşlatarak ve rahim astarının kalınlaşmasını engelleyerek gebeliği önlemeye yardımcı olur.

Aynı zamanda rahim ağzındaki mukusun koyulaşmasını da sağlayarak spermin rahime girmesini zorlaştırır.

Bu nedenle, hormonlu spiral doğum kontrolünde son derece etkili bir yöntemdir ve yaklaşık %99 oranında başarıyla kullanıldığı bildirilmektedir.

Hormonlu Spiral’in Avantajları Nelerdir?

Uzun Süreli Etki:

Hormonlu spiral, yerleştirildikten sonra rahim içinde 5 yıl boyunca kalabilir. Bu, düzenli doğum kontrol yöntemi kullanma gerekliliğini azaltır ve kullanıcılara uzun süreli koruma sağlar.

Adet Kanamasını Azaltabilir veya Durdurabilir:

Progesteronlu spiral, rahim astarının incelmesine ve adet kanamasının azalmasına neden olabilir. Bazı kadınlarda adet döngüsünü hatta tamamen durdurabilir. Bu, aşırı kanama veya ağrılı adet dönemleri yaşayan kadınlar için büyük bir avantaj olabilir.

Yerel Etki:

Hormonlu spiral, doğrudan rahim içinde etki gösterir ve vücuttaki hormon düzeylerini daha az etkiler. Bu, bazı kadınlar için hormonal yan etkilerin azalmasına yardımcı olabilir.

Hızlı Geri Dönüş:

Hormonlu spiralin koruyucu etkisi, cihazın çıkarıldığı anda ortadan kalkar. Bu, kadınların doğurganlıklarının hızlı bir şekilde geri dönmesine olanak tanır.

Hormonlu Spiral Fiyatı 2026

Bursa’da jinekolojik muayene ve hormonlu spiral uygulaması 2025 yılı itibariyle XXX TL – XXX TL aralığında değişmektedir. Detaylı bilgi için kliniğimizi arayabilirsiniz.

Hormonlu Spiral Neden Kanamayı Engeller ya da Azaltır?

Progesteronlu spiral, rahim astarının incelmesine ve kanama miktarının azalmasına neden olabilir. Bu, rahim içindeki doku tabakasının daha az kalın olmasına ve adet dönemi sırasında kanamanın azalmasına yol açar.

Bazı kadınlarda adet döngüsünü hatta tamamen durdurabilir, bu da aşırı kanama veya ağrılı adet dönemleri yaşayan kadınlar için büyük bir avantaj olabilir.

Hormonlu Spiral Nasıl Kullanılır?

Hormonlu spiral, tıbbi bir uzman tarafından rahim içine yerleştirilir. Genellikle adet döneminin sonlarından başlayarak, doğru konumda yerleştirilen Mirena, hemen etkili olmaya başlar ve 5 yıl boyunca doğum kontrolü sağlar. Cihazın çıkarılması da yine tıbbi bir uzman tarafından yapılmalıdır.

Progesteronlu Spiralin Yan Etkileri Nelerdir?

Hormonlu spiral kullanımı bazı yan etkilere yol açabilir, ancak genellikle hafif ve geçicidir.

Yan etkiler arasında;

  • Hafif karın ağrısı,
  • Sırt ağrısı,
  • Baş ağrısı,
  • Akne,
  • Duygusal değişiklikler,
  • Meme hassasiyeti,
  • Bulantı ve vajinal akıntı bulunabilir.

Nadiren, cihazın yerleştirilmesi sırasında enfeksiyon veya perforasyon gibi ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir. Bu nedenle, Hormonlu spiral kullanırken düzenli kontroller ve takip önemlidir.

Hormonlu Spiral’nın Güvenilirliği Nedir?

Hormonlu spiral, doğru şekilde kullanıldığında son derece güvenilirdir ve yaklaşık %99 oranında etkilidir. Ancak, herhangi bir doğum kontrol yöntemi gibi, Mirena’nın da kullanım talimatlarına uyulması önemlidir.

Eğer hormonlu spiral, yanlış yerleştirilmişse, çıkarılmadan önce düşük bir riskle gebelik oluşabilir. Bu nedenle, doğru yerleştirilme ve düzenli takip önemlidir.

Hormonlu Spiral Ne Zaman Çıkarılmalı?

Hormonlu spiral, 5 yıl boyunca doğum kontrolü sağlar ve bu sürenin sonunda çıkarılmalıdır. Ayrıca, kullanıcı istediği zaman cihazı çıkarttırabilir.

Hormonlu spiralin çıkarılması, tıbbi bir uzman tarafından yapılmalıdır. Ayrıca, cihazın çıkarılması gebelik oluşmasını isteyen kadınlar için de gereklidir.

tup-baglatma-ameliyati

Tüplerin Bağlanması

Tüpler Hangi Durumlarda Bağlanır?

Tüp bağlama, bir doğum kontrol yöntemidir. Eşlerden her ikisinin de istemesi durumunda tüp bağlama işlemi gerçekleştirilebilir. Bunun dışında partneri olmayan kadınlar için diğer doğum kontrol yöntemlerinin tercih edilmemesi halinde yaptırılabilir. Ancak geri dönüşü olmayan bir işlem olduğunu ve tüplerin bağlanması için bazı şartlar gerektiğini unutmamak gerekir.

Tüplerin bağlanması, doğum kontrolü için kesin bir çözüm sunar. Doğum kontrol hapları, spiraller gibi diğer doğum kontrol yöntemlerinin aksine tek bir cerrahi işlem ile gebelik riskini tamamen ortadan kaldırmak istenir.

Tüp bağlama işlemi geri dönüşü olmayan bir doğum kontrol yöntemi olduğundan belirli bir yaşın üzerindeki ve halihazırda çocuklu kişilere tavsiye edilir. Yeniden doğal yollar ile gebe kalmak isteyen kadınların sayısı hafife alınmayacak kadar fazladır. Bu nedenle 35 yaşın üzerindeki, menopoza yaklaşmış kadınların bu işlemi yaptırılması önerilir. Diğer bir değişle geri dönüşü olmadığından 35 yaşın altındakilere önerilmemektedir.

Tüpler Nasıl Bağlanır?

Tüplerin bağlanması işlemi, sağlıklı bir kadında yumurtalık ve rahim arasında “taşıyıcı borular” olarak görev yapan fallop tüplerinin, cerrahi işlemler ile birbirinden ayrılmasıdır. Tüp bağlama işlemi her iki tüp için de yapılır. Tüplerden yalnızca bir tanesinin bağlanması sonucunda, gebelik oluşabilir.

İşlem yumurtalık ile rahim arasında duran fallop tüplerinin uygun metotlar ile bağlantısının koparılması işlemidir. Laparoskopi (kapalı ameliyat) ile yapılabilmekle beraber genellikle sezeryan sırasında tüp bağlama ameliyatı yapılır. En temelde, fallop tüpü “v” şeklinde kaldırılır ve iki uç dikişler ile bağlandıktan sonra tepe noktası kesilir ya da yakılır. Bu sayede iki uç arasında bir boşluk oluşur. Dolayısı ile yumurta ve sperm hücreleri birleşip gebeliğe neden olmazlar.

Tüp Bağlama Teknikleri

Günümüzde, tüp bağlama ameliyatı için farklı uygulamalar mevcuttur. Maliyete ya da kişisel faktörlere göre farklı tüp bağlama teknikleri kullanılır. Sezaryen doğum esnasında yapılabildiği gibi laparoskopi tekniği ile de yapılabilir. Bununla beraber son yıllarda sıklıkla kullanılmaya başlayan bir başka teknik ise vajinal cerrahidir.

  • Açık Ameliyat: Açık ameliyat, kişide kesikler açılarak yapılan ameliyattır. Tüplerin bağlanması için açık ameliyat tekniği uygulanabilir. Genellikle sezaryen doğum esnasında yapılır ve doğum ameliyatından sonra yaklaşık 10 ila 15 dakika kadar zaman alır. Sezaryen doğum esnasında yapılması ve dolayısıyla kesiklerin halihazırda açılmış olması işlemi kolaylaştırır.
  • Laparoskopi: Tüplerin bağlanması için kullanılacak diğer bir teknik laparoskopidir. Kapalı cerrahi yöntem olmasından açık ameliyata göre riskleri azdır ancak bu hiç risk taşımadığı anlamına gelmez. Bu teknikte kameralar ile karın içine girilir ve ameliyat gerçekleştirilir. Diğer cerrahi işlemlerde olduğu gibi, kişi anestezi altındadır ve acı hissetmez.
  • Vajinal Cerrahi: Son yıllarda oldukça sık kullanılmaya başlayan vajinal cerrahi kesik açılmadan uygulanan bir tekniktir. Bu teknikte vajenden girilerek tüpler bağlanabilir. Kesik olmayışı olası komplikasyonları azaltırken, tedavi masrafları artabilir.

Laparoskopik Tüp Ligasyonu

Laparoskopi, kapalı cerrahi işlemler için kullanılan genel bir terimdir. Laparoskopik tüp ligasyonu, büyük kesik açılmadan, yalnızca mikro kamera ve araçlar ile yapılan tüp bağlama tekniğidir. Bu teknikte kişi anestezi altındayken batın bölgesinden yalnızca giriş için açılan küçük kesiklerden girilip ameliyat gerçekleştirilir. Bu esnada doktor, tüm ameliyatı ekrandan izler. Büyük kesik olmayışı, Laparoskopik tüp ligasyonunu oldukça basit bir işlem haline getirir ve tüm cerrahi işlemler yalnızca 15 ila 20 dakika arasında tamamlanır.

  • Laparoskopik tüp ligasyonu yaklaşık olarak 15 dakika süren basit bir işlemdir. İlk olarak hastaya anestezi uygulanır. Bu sayede hiçbir acı hissedilmez.
  • Daha sonra, ameliyatın gerçekleşmesi için kullanılacak mikro kameralar ve araçların girişleri için küçük kesikler açılır ve hastanın karın (batın) bölgesi şişirilir. Bu küçük kesikler yalnızca araçların girişi içindir. Açık ameliyatlarda olduğu gibi batın bölgesinin tamamen açılmasına gerek duyulmaz.
  • Son olarak açılan kesiklerden girilir ve tüp ligasyonu işlemi tamamlanır. Doktor işlemi uçlarında kamera olan araçlar sayesinde monitörden takip ederek yapar. Bu sayede komplikasyon riski en aza indirilir ve ameliyat kısa sürede tamamlanır.

Tüplerin Bağlanma Ameliyatı Fiyatı

Tüp ligasyonu, kalıcı bir doğum kontrol yöntemidir. Tüplerin bağlanmasından sonra, her ne kadar ameliyatlar ile tekrar açmak mümkün olsa da, doğal yollar ile gebe kalma olasılığı açıldıktan sonra eskisi gibi olmayabilir. Üstelik tüplerin bağlandıktan sonra açılması dış gebelik riskini de arttırır. Bu nedenle zahmetli ve geri dönüşü olmayan bir doğum kontrol yöntemi olan tüplerin bağlanma ameliyatı fiyatı değişkenlik gösterir. Hastanın genel durumu, yaşı, ve tercih edilen yöntemler fiyatlandırmayı etkiler.

Açık ameliyat sonrası müşahede altında kalınması gerektiğinden ve görece daha zahmetli bir işlem olmasından fiyatlar artabilmektedir. Sezaryen ya da normal doğum sonrasında tercih edilebilir. Bununlar beraber modern tekniklerin kullanıldığı tüp bağlama ameliyatları için de durum böyledir.

Fiyatları etkileyen önemli unsurlardan bir tanesi de işlemi gerçekleştirecek olan kliniğin ve hekimin tecrübesidir. Her ne kadar diğer cerrahi işlemlerden bazıları düşünüldüğüde çok karmaşık bir işlem olmasa da, her cerrahi işlemde olması gerektiği gibi profesyonel bir ekip ve hekim gereklidir. Buna göre fiyatlar yapılan yere, hangi ameliyat tekniğinin tercih edildiğine, hastanın genel sağlık durumuna ve kliniğin tecrübesine bağlıdır. Tüm bu faktörler göz önünde bulundurularak ameliyat fiyatları ortalama xxx.000 TL ile xxx.000 TL arasında değişmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Normal doğumda tüpler bağlanır mı?

Bir doğum kontrol yöntemi olarak, normal doğum ya da sezaryen doğum sonrasında tüpler bağlanabilir. Normal doğum sırasında değil ayrı bir operasyonla bağlanabilir. Burada önemli olan çiftlerden her ikisinin de onayını almak ve bunun geri dönüşü olmayan bir yöntem olduğunun anlaşılmasını sağlamaktır.

Sezaryen doğum sırasında tüplerin bağlanır mı?

Sezaryen doğum sonrası tüpler kişinin isteği doğrultusunda bağlanabilir. Çoğu tüp bağlama işlemi sezaryen doğum sonrası yapılmaktadır. Doğuma ek olarak geçen 5 ila 10 dakikalık bir sürede tüp bağlama işlemi tamamlanır.

Kürtaj olurken tüpler bağlanır mı?

Kürtaj herhangi bir nedenle belirli bir zamandan önce embriyonun vajenden girilerek alınması işlemidir. Tüplerin bağlanması işlemi ise anestezi altında yapılan cerrahi bir uygulamadır ve küçük kesikler ya da açık ameliyat gerektirebilir. Bu nedenle kürtaj sırasına tüpler bağlanamaz.

Tüpler bağlandıktan sonra adet gecikmesi olur mu?

Adet gecikmeleri büyük çoğunlukla hormonal dengesizlikler ile ortaya çıkar. Salgılanan FSH, LH gibi hormonlardaki dengesizlikler adet düzensizliklerine yol açabilir. Tüplerin bağlanması işlemi ise tamamen cerrahi bir uygulamadır ve hormon dengesizliğine neden olabilecek herhangi bir aşama içermez. Bu nedenle tüplerin bağlanması adet gecikmesine neden olmaz.

Tüpleri bağlatmak kesin çözüm mü?

Tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) %100’ yakın başarı oranı sunar. Ancak binde birden az olacak şekilde, tüpleri bağlattıktan sonra gebelik oluşma şansı vardır. Bazı durumlarda kapatılmış, yakılmış kanallar tekrar birbiriyle birleşebilir. Ancak bu oldukça nadirdir.

Tüplerin bağlanması cinsel isteksizlik yapar mı?

Cinsel istekler tamamı ile hormonlar ile ilgilidir. Tüplerin bağlanması işlemi yalnızca cerrahi işlemleri içerir ve hormonlarda bir değişikliğe yol açmaz. Kişide süregelen bir hormonal düzensizlik yoksa cinsel istekte bir değişim olmayacaktı. Dolayısıyla tüplerin bağlanması cinsel isteksizlik yapmaz. Tam tersine gebe kalma korkusu kalmadığından cinsel istek artabilir.

Bağlanan tüpler tekrar açılabilir mi?

Tüplerin bağlanması işlemi hastalara geri dönüşü olmayan bir doğum kontrol yöntemi olarak anlatılır. Bunun nedeni tüpler açılsa bile gebelik şansının oldukça azalması ve gebelik halinde de dış gebeliğe rastlanma olasılığın yüksek olmasıdır. Bununla beraber bağlanan tüpler  cerrahi işlemler ile tekrar açılabilir. Ancak kadın yaşı ileri ise yada erkekte veya kadında gebelik oluşmasını engelleyecek başka bir problem varsa bunun yerine tüp bebek tedavisi önerilir.