rahim-agzi-kanseri-768x590

Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri

Rahim ağzı kanseri, Türkiye’de 3.sıklıkta görülen jinekolojik kanserdir. Ülkemizde her yıl binlerce kadın rahim ağzı kanseri teşhisi almakta, binlerce kadında rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Erken tanı ile tamamen hastalıktan kurtulmak mümkündür. Aşılama ve tarama ile rahim ağzı kanserine bağlı ölümlerin önüne geçmek mümkündür.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Nedir?

Serviks, rahmin alt tarafında bulunan ve vajinaya bağlanan bir yapıdır. Rahim ağzı olarak da bilinen serviksteki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu kanser gelişir. Rahim ağzı kanserlerinin büyük çoğunluğunun gelişiminde Human Papillomavirus (HPV) olarak adlandırılan bir virüs rol oynar. HPV ile enfekte olan bazı kişilerde virüs yıllarca serviks hücrelerinde kalır ve bu hücrelerin kontrolsüz bölünmesine yol açarak kanser yapar.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Serviks kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerlediğinde kansere bağlı görülebilecek semptomlar ise şöyledir:

  • Anormal vajinal kanama (Cinsel ilişki esnasında ya da sonrasında, adet dönemleri arasında, menopoza girdikten sonra)
  • Vajinal akıntıda değişiklik
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Belde veya karın alt bölgesinde ağrı

Rahim Ağzı Kanseri İçin Risk Faktörleri

Rahim ağzı kanseri, serviksteki hücrelerin DNA’sının mutasyon geçirmesiyle oluşur. Kanser hücreleri hızlı ve kontrolsüz bölünür ve zaman içerisinde tümör olarak bilinen kitleleri oluşturur. Rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık %99’u HPV ile ilişkilidir. HPV ile enfekte olan bazı kişilerde virüs yıllarca hücre içinde kalmakta ve bir noktada kanser gelişimine neden olmaktadır. Ancak HPV ile enfekte olan herkeste rahim ağzı kanseri gelişecek diye bir durum söz konusu değildir. Bu da çevresel faktörlerin, yaşam tarzının da kanser gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir.

Serviks Kanserine Yakalanma Riskini Artıran Faktörler

  • Çoklu Cinsel Partner: Cinsel partner sayısının artması HPV ile enfekte olma ihtimalini artırır.
  • Erken Yaşta Cinsel Aktivite: Erken yaşlarda rahim ağzındaki hücreler HPV ile enfekte olmaya daha yatkın haldedir. Dolayısıyla cinsel aktivitenin erken yaşlarda başlaması kanser riskini yükseltir.
  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar: Gonore, sifiliz, HIV enfeksiyonu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olmak rahim ağzı kanseri için risk faktörüdür.
  • Güçsüz Bağışıklık Sistemi: Herhangi bir sağlık sorununa bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde, rahim ağzı kanseri riski artmıştır.
  • Sigara içmek

Rahim Ağzı Kanserinden Korunma Yöntemleri

Rahim ağzı kanseri vakalarının neredeyse tamamı HPV ile ilişkilidir. Dolayısıyla HPV enfeksiyonundan korunmak serviks kanserinden de korunmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle geliştirilen HPV aşıları ile rahim ağzı kanserinden korunmak mümkündür.

HPV aşısı hangi yaşlarda nasıl uygulanmalıdır?

  • Aşı 9-26 yas arası tüm kadınlara önerilir.
  • 15 yaş altı 2 doz yapılması öneriliyor.
  • İlk cinsel ilişkiden önce uygulandığında %100 e yakın koruyucudur
  • 0,2 ve 6. ayda toplamda 3 doz IM olarak uygulanır.
  • Geçmiş cinsel ilişki veya HPV ile ilişkili hastalık öyküsü aşılama için engel değildir.
  • Aşılama öncesi HPV testi önerilmez.
  • HPV; serviks kanserinin yanı sıra boğaz kanseri, penis kanseri, anal kanser gibi kanserlere de zemin hazırlayabilir. Bu nedenle sadece kadınların değil erkeklerin de aşılanması gerekir.
  • HPV aşısı Ulusal Aşılama Programına dâhil değildir.

Ülkemizde Rahim Ağzı Kanseri Taraması

  • Rahim ağzı kanseri olan hastaların %99,9’un da HPV DNA varlığı gösterilmiştir.
  • HPV testinin negatif olması durumunda; takip eden beş yıl içerisinde rahim ağzı kanseri olma ihtimali çok düşüktür.
  • Bu nedenle ülkemizde kadınlarda 30 yaşında başlayan ve 65 yaşında biten toplum tabanlı HPV bazlı tarama uygulanmaktadır (30 ve 65 yaşlar dâhil edilecektir).
  • HPV ve Pap-smear testi her beş yılda bir tekrarlanır. Son iki HPV ve Pap-smear testi negatif olan 65 yaşındaki kadınlarda tarama kesilir.

Rahim Ağzı Kanseri Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Serviks kanseri tarama programı, dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de 30-65 yaş arasındaki cinsel olarak aktif kadınlara Pap Smear ve HPV DNA testi yapılmaktadır. Tarama testleri, prekanseröz olarak adlandırılan kanser öncülü durumların dahi tespit edilmesini sağlar. Taramada kullanılan temel iki test ve özellikleri şu şekildedir:

  • Pap Smear Testi: Kadının serviks bölgesinden özel bir fırça yardımıyla hücrelerin toplandığı kısa bir işlemdir. Smear testi ile rahim ağzındaki anormal, kanserli, hücreler tespit edilebilir.
  • HPV DNA Testi: HPV DNA testinde de serviksten hücreler toplanır. Bu hücrelerin HPV ile enfekte olup olmadığını anlamak için de HPV DNA testi yapılır.

Tarama testinde kanser açısından şüpheli sonuçlar çıkan kişiler daha ayrıntılı bir şekilde incelenir. Bu inceleme sonucu kesin teşhis konulur.

Rahim ağzı kanserinden şüphelenilen kişilerde tanı için biyopsiye ihtiyaç duyulabilir. Biyopsi için doktor, kolposkop adı verilen bir aletle hastanın serviksini olası bir anormalliğe karşı yakından inceler ve bu bölgeden doku örneği alır. Alınan örneğin patolojide incelenmesi sonucu kesin tanı konulur.

Rahim ağzı kanseri teşhisi konulduktan sonra kanserin hangi evrede olduğunu göstermek için görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

Serviks kanseri tedavisi, hastalığın hangi evrede olduğuna ve hastanın yaş, genel sağlık durumu gibi özelliklerine göre değişiklik gösterir. Rahim ağzı kanserlerinde kullanılabilecek tedavi yöntemleri şu şekildedir:

  • Cerrahi: Cerrahide, kanser dokusunun büyüklüğüne ve hastanın tercihine göre sadece tümör dokusunun çıkarıldığı, tüm serviksin çıkarıldığı (trakelektomi), serviks ve rahmin birlikte çıkarıldığı (histerektomi) farklı yöntemler mevcuttur.
  • Radyoterapi
  • Kemoterapi
  • Hedeflenmiş Terapi
  • İmmünoterapi
  • Destekleyici (Palyatif) Bakım​
rahim-sarkmasi-tedavisi-bursa

Rahim Sarkması Nedir? Belirtileri ve Tedavi Seçenekleri!

Kadınlarda sık görülen jinekolojik problemlerden biri olan rahim sarkması (uterin prolapsus), genellikle doğum sonrası dönemde ya da menopozla birlikte ortaya çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen bir durumdur. Pelvik taban kaslarının zayıflaması sonucu rahmin normal konumundan aşağıya doğru yer değiştirmesiyle meydana gelir. İleri evrelerde rahim, vajina dışına kadar sarkabilir. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, çoklu doğum yapmış, ağır işlerde çalışan veya sık kabızlık problemi yaşayan kadınlarda daha sık rastlanır.

Bu yazımızda, rahim sarkmasının nedenlerini, belirtilerini, tanı yöntemlerini ve modern tedavi seçeneklerini Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. İrem Yengel’in uzman görüşleri eşliğinde ele alacağız.

Siz de rahim sarkması nedir diyorsanız ve diğer kadın hastalıkları konularında da doğru ve kalıcı bilgileri almak istiyorsanız, Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ile iletişime geçebilirsiniz.

Rahim Sarkması (Uterin Prolapsus) Nedir?

Rahim, pelvik kaslar ve bağ dokular tarafından yerinde tutulur. Ancak bu destekleyici yapıların zayıflaması durumunda, rahim aşağı doğru kayarak vajina içine veya dışına sarkabilir. Bu duruma tıpta uterin prolapsus denir. Hafif sarkmalar genellikle belirti vermezken, ileri düzey rahim sarkmaları günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.

Rahim Sarkmasının Nedenleri Nelerdir?

Rahim sarkmasına yol açan temel neden, pelvik taban kaslarının zayıflamasıdır. Bu zayıflama şu faktörlerle ilişkilendirilebilir:

  • Normal doğumlar: Özellikle büyük bebek doğurmuş veya çok sayıda doğum yapmış kadınlarda pelvik destek dokuları zayıflar.
  • Menopoz: Östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte doku elastikiyeti bozulur.
  • Ağır kaldırma: Sürekli fiziksel yük altındaki kadınlarda zamanla pelvik taban zorlanır.
  • Kronik kabızlık ya da öksürük: Karın içi basıncının sürekli artması sarkmaya yol açabilir.
  • Genetik yatkınlık: Bağ dokusu hastalıklarına yatkın kişilerde daha erken yaşta görülebilir.
  • Cerrahi işlemler: Özellikle histerektomi sonrası sarkma riski artabilir.

Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?

Rahim sarkması, şiddetine göre değişen belirtilerle kendini gösterebilir:

  • Vajina içinde dolgunluk veya baskı hissi
  • Bel ve kasık bölgesinde ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık
  • Vajinal bölgede çıkıntı (özellikle ileri evrelerde dışarıdan fark edilebilir)
  • İdrar kaçırma veya sık idrara çıkma
  • Kabızlık veya dışkılama zorluğu
  • Ayakta uzun süre kalındığında şikâyetlerin artması

Bu belirtilerden biri ya da birkaçı varsa, kadın hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.

Rahim Sarkması Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı, genellikle jinekolojik muayene ile konur. Vajinal muayenede rahmin pozisyonu değerlendirilir ve sarkmanın derecesi belirlenir. Gerekli durumlarda pelvik MR veya ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinden de faydalanılabilir. Bazı hastalarda idrar testi veya ürodinami gibi mesane fonksiyonlarını ölçen tetkikler de istenebilir.

Rahim Sarkmasının Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Rahim sarkması tedavisi, hastanın yaşı, sarkma derecesi, doğurganlık isteği ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak planlanır. Tedavi seçeneklerini sizler için bir araya getirdik:

1. Egzersiz ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri

  • Pelvik taban egzersizleri (Kegel egzersizleri) pelvik kasları güçlendirmeye yardımcı olur.
  • Fazla kilonun verilmesi, kabızlıkla mücadele edilmesi ve ağır kaldırmaktan kaçınılması önerilir.
  • Hafif dereceli sarkmalarda etkili olabilir.

2. Vajinal Pesser Kullanımı

  • Vajina içine yerleştirilen silikon veya plastik aparatlardır.
  • Rahmin daha fazla sarkmasını engelleyerek geçici rahatlama sağlar.
  • Özellikle ameliyat olamayacak hastalar için uygundur.

3. Cerrahi Müdahale

  • Rahmin alınması (histerektomi) veya rahmin desteklenerek tekrar eski konumuna getirilmesi mümkündür.
  • Laparoskopik veya vajinal yöntemlerle yapılabilir.
  • Cerrahi seçenek, özellikle ileri evre sarkmalarda kalıcı çözüm sunar.

Rahim Sarkması Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen ileri evre rahim sarkmaları zamanla daha fazla sorun yaratabilir. Sürekli rahatsızlık hissi, idrar yolu enfeksiyonları, cinsel işlev bozuklukları ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle şikâyetler başladığında gecikmeden uzman bir hekime başvurulması büyük önem taşır.

Rahim Sarkması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Rahim sarkması (uterin prolapsus), kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve zamanında müdahale gerektiren önemli bir sağlık sorunudur. Belirtileri çoğu zaman başka durumlarla karıştırılabildiği için hastalar doğru bilgiye ulaşmakta zorlanabilir. Aşağıda, rahim sarkması hakkında en çok merak edilen soruları, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Güleryüz Çakmak’in klinik deneyimiyle derledik.

Rahim sarkması kendiliğinden geçer mi?

Hayır, rahim sarkması zamanla ilerleme eğilimindedir. Egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri hafif vakalarda semptomları azaltabilir, ancak tam iyileşme için genellikle tıbbi müdahale gerekir.

Rahim sarkması gebeliğe engel olur mu?

Hafif düzeyde sarkmalarda gebelik mümkündür ancak ileri evre rahim sarkmaları, gebeliğin hem oluşmasını hem de seyrini olumsuz etkileyebilir. Tedavi planı doğurganlık isteğine göre yapılmalıdır.

İdrar kaçırma rahim sarkması belirtisi olabilir mi?

Evet, özellikle orta ve ileri dereceli rahim sarkmalarında mesane basısı nedeniyle idrar kaçırma, sık idrara çıkma veya tam boşaltamama gibi şikâyetler görülebilir.

Vajinal bölgede şişlik veya çıkıntı hissediyorum, bu rahim sarkması olabilir mi?

Eğer bu his ayakta durduğunuzda artıyor, oturunca azalıyorsa, rahim sarkmasından şüphelenilebilir. Jinekolojik muayene ile net tanı konur.

Pesser cihazı herkese uygun mudur?

Hayır, pesser cihazı her hastaya uygun değildir. Özellikle ileri derece sarkmalarda veya cihaz kullanımına uyum sağlayamayan hastalarda tercih edilmez. Geçici rahatlama sağlar.

Rahim sarkması ameliyatsız geçebilir mi?

Hafif sarkmalarda pelvik taban egzersizleri, yaşam tarzı düzenlemeleri ve pesser kullanımı ile belirtiler azaltılabilir. Ancak orta ve ileri vakalarda kalıcı çözüm çoğunlukla cerrahidir.

Rahmin alınması şart mı?

Hayır, özellikle doğurganlık çağındaki hastalarda rahmi koruyucu cerrahi teknikler uygulanabilir. Tedavi yöntemi kişiye özel olarak belirlenir.

Rahim sarkması tekrarlayabilir mi?

Evet. Cerrahi sonrası bile, eğer pelvik kaslar zayıf kalırsa tekrar sarkma yaşanabilir. Bu nedenle tedavi sonrası egzersiz ve düzenli kontroller önemlidir.

Rahim sarkması, erken dönemde fark edildiğinde yaşam kalitenizi olumsuz etkilemeden tedavi edilebilecek bir durumdur. Belirtileri hafife almayın ve tanı için mutlaka uzman değerlendirmesine başvurun.