İlk Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır, Muayeneye Nasıl Hazırlanılır?

İlk Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır, Muayeneye Nasıl Hazırlanılır?

Jinekolojik Muayene Hangi Yaşta ve Nasıl Olmalı?

Kadın sağlığının korunmasında düzenli hekim kontrolleri önemli bir yere sahiptir. Ancak jinekolojik muayenenin hangi yaşta başlaması gerektiği, her kontrolde vajinal muayene yapılıp yapılmayacağı ve smear ya da HPV testlerinin ne sıklıkla uygulanacağı konusunda kafa karışıklığı yaşanabilir.

Jinekolojik kontrol yalnızca mevcut bir şikâyetin araştırılması için yapılmaz. Adet düzeninden doğum kontrolüne, enfeksiyonlardan gebelik planlamasına, menopozdan kanser taramalarına kadar kadın sağlığını ilgilendiren pek çok konu bu görüşmeler sırasında değerlendirilebilir. Bununla birlikte her kadının yaşı, sağlık geçmişi, şikâyetleri ve risk faktörleri farklı olduğu için muayene ve takip planı kişiye özel hazırlanmalıdır.

Jinekolojik Muayene Nedir?

Jinekolojik muayene; kadın üreme sisteminin değerlendirilmesi, mevcut şikâyetlerin nedeninin araştırılması ve gerekli koruyucu sağlık planının oluşturulması amacıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından yapılan değerlendirmedir.

Muayene sırasında ihtiyaçlara göre şu alanlar değerlendirilebilir:

  • Adet düzeni ve kanama özellikleri
  • Vajinal akıntı, kaşıntı veya enfeksiyon belirtileri
  • Dış genital bölge
  • Vajina ve rahim ağzı
  • Rahim ve yumurtalıklar
  • Kasık ve alt karın bölgesi
  • Gebelik ihtimali veya gebelik planı
  • Doğum kontrol yöntemleri
  • Menopoz belirtileri
  • Rahim ağzı ve meme kanseri taramaları

Her jinekolojik görüşmede bu işlemlerin tamamının yapılması gerekmez. Pelvik muayene, spekulum muayenesi, ultrasonografi ve laboratuvar testleri; hastanın yaşı, şikâyetleri ve tıbbi geçmişine göre planlanır. Şikâyeti olmayan kadınlarda pelvik muayenenin gerekliliği hekim ve hasta tarafından birlikte değerlendirilebilir. (ACOG)

Jinekolojik Muayene Neden Önemlidir?

Bazı kadın hastalıkları ilk dönemlerde belirgin bir şikâyete neden olmayabilir. Düzenli kontroller sayesinde risk faktörleri değerlendirilebilir, kişiye uygun tarama programı oluşturulabilir ve ortaya çıkan belirtilerin nedeni erken dönemde araştırılabilir.

Jinekolojik kontroller özellikle şu konularda önem taşır:

Şikâyetlerin değerlendirilmesi

Adet düzensizliği, aşırı kanama, kasık ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, anormal akıntı veya idrarla ilgili sorunlar değerlendirilerek gerekli incelemeler yapılabilir.

Koruyucu sağlık hizmetleri

Rahim ağzı kanseri taraması, HPV hakkında bilgilendirme, meme sağlığı takibi ve yaşa uygun diğer taramalar planlanabilir. Rahim ağzındaki kanser öncüsü değişiklikler çoğunlukla belirti oluşturmadığından düzenli tarama önemlidir.

Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlarda adet düzeni, yumurtlama, kullanılan ilaçlar, kronik hastalıklar ve gebelik öncesi yapılması gerekenler görüşülebilir.

Menopoz döneminin yönetilmesi

Sıcak basması, uyku problemi, vajinal kuruluk, düzensiz kanama ve kemik sağlığı gibi menopozla ilişkili konular değerlendirilerek kişiye özel takip planı hazırlanabilir.

Jinekolojik Muayeneye Hangi Yaşta Başlanmalı?

İlk jinekolojik görüşme için mutlaka cinsel yaşamın başlamasını beklemek gerekmez. Ergenlik döneminde, yaklaşık 13–15 yaşları arasında üreme sağlığı konusunda bilgilendirici bir görüşme yapılabilir. İlk görüşme çoğunlukla adet düzeni, ergenlik değişimleri, kişisel hijyen, HPV’den korunma ve genç kızın merak ettiği konular üzerine gerçekleştirilir.

İlk jinekolojik görüşmede rutin olarak vajinal veya pelvik muayene yapılması gerekmez. Anormal kanama, şiddetli ağrı veya başka bir tıbbi gereklilik bulunmadıkça görüşme ve genel değerlendirme yeterli olabilir.

Yaşa Göre Jinekolojik Kontroller

13–18 yaş

Ergenlik dönemindeki genç kızlar aşağıdaki durumlardan biri olduğunda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmalıdır:

  • İlk adetin beklenen zamanda başlamaması
  • Adetlerin uzun süre düzensiz devam etmesi
  • Çok yoğun veya uzun süren kanamalar
  • Günlük yaşamı engelleyen adet ağrısı
  • Kasık veya alt karın ağrısı
  • Anormal akıntı, kaşıntı veya kötü koku
  • Genital bölgede yara, şişlik veya kitle
  • Aşırı tüylenme, akne ve kilo değişiklikleri
  • Polikistik over sendromu şüphesi

Bu yaş grubunda muayene yöntemi şikâyete göre belirlenir. Çoğu durumda görüşme, dış genital değerlendirme ve karından ultrasonografi yeterli olabilir.

18–30 yaş

Bu dönemde adet düzeni, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunma, doğum kontrolü, HPV aşısı, gebelik planı ve jinekolojik şikâyetler değerlendirilebilir.

Jinekolojik kontrol ile rahim ağzı kanseri taraması birbirinden farklıdır. Bir kadının kontrol amacıyla hekime başvurması, her kontrolde smear veya HPV testi yapılacağı anlamına gelmez. Testler yaşa, ülkenin tarama programına, önceki sonuçlara ve kişisel risklere göre belirlenir.

30–40 yaş

Türkiye’deki Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 30–65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testiyle rahim ağzı kanseri taraması yapılmaktadır. Önceki testlerde anormallik bulunması, bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık veya başka bir risk faktörü bulunması durumunda takip aralığı değişebilir. (HSGM)

40 yaş ve üzeri

Jinekolojik kontrollerin yanı sıra meme sağlığı taramaları da daha fazla önem kazanır. Türkiye’de ulusal program kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerilmektedir. Ailede meme kanseri öyküsü veya kişisel risk faktörleri varsa tarama daha erken yaşta başlayabilir ya da farklı aralıklarla yapılabilir. (HSGM)

Menopoz dönemi

Menopoz sonrasında jinekolojik kontrollerin sona erdiği düşünülmemelidir. Özellikle menopozdan sonra meydana gelen vajinal kanama, lekelenme, kasık ağrısı veya yeni başlayan şişkinlik gibi belirtiler gecikmeden değerlendirilmelidir.

Genç Kızlarda Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır?

Genç kızlarda muayene, yaşa ve başvuru nedenine göre planlanır. İlk görüşmede çoğunlukla hastanın şikâyetleri dinlenir, adet düzeni sorgulanır ve gerekli bilgiler verilir.

Muayene gerektiğinde aşağıdaki yöntemlerden yararlanılabilir:

  • Genel fiziksel değerlendirme
  • Karın muayenesi
  • Dış genital bölgenin değerlendirilmesi
  • Karından ultrasonografi
  • İdrar veya kan testleri

İç pelvik muayene ancak tıbbi olarak gerekli olduğunda, yapılacak işlem açıklanarak ve hastanın bilgilendirilmiş onamı alınarak gerçekleştirilir. Genç hastanın mahremiyetine ve kaygılarına saygı gösterilmesi muayenenin en önemli unsurlarındandır.

Jinekolojik Muayene Ne Sıklıkla Yapılmalı?

Her kadın için geçerli tek bir muayene aralığı bulunmaz. Kontrol sıklığı yaşa, şikâyetlere, gebelik planına, kullanılan doğum kontrol yöntemine, önceki test sonuçlarına ve kişisel risk faktörlerine göre belirlenir.

Koruyucu kadın sağlığı görüşmeleri düzenli olarak yapılabilir; ancak her görüşmede pelvik muayene, ultrasonografi veya smear testi uygulanması şart değildir. Testlerin gerekliliği hekim tarafından kişiye özel olarak değerlendirilmelidir.

Ağrı, anormal kanama, kötü kokulu akıntı veya ele gelen kitle gibi bir şikâyet varsa rutin kontrol tarihi beklenmeden hekime başvurulmalıdır.

Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır?

Muayenenin kapsamı başvuru nedenine göre değişmekle birlikte genel süreç şu aşamalardan oluşabilir:

1. Sağlık öyküsünün alınması

Doktor; adet düzeni, kanama miktarı, ağrı, akıntı, kullanılan ilaçlar, geçirilmiş ameliyatlar, gebelik geçmişi ve ailede görülen hastalıklar hakkında sorular sorabilir.

2. Genel değerlendirme

Tansiyon, kilo ve genel sağlık durumu değerlendirilebilir. Şikâyete göre karın, tiroit veya meme muayenesi yapılabilir.

3. Dış genital muayene

Tahriş, enfeksiyon, yara, siğil, kist veya anatomik bir farklılık bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

4. Spekulum muayenesi

Tıbbi olarak gerekli görüldüğünde vajina ve rahim ağzının değerlendirilmesi için spekulum kullanılabilir. İşlem sırasında baskı veya gerginlik hissedilebilir. Ağrı oluşması halinde hasta bunu doktoruna söylemelidir.

5. Smear veya HPV testi

Yaşa, önceki sonuçlara ve risk durumuna göre rahim ağzından örnek alınabilir. Türkiye’de toplum tabanlı HPV-DNA taraması 30–65 yaş aralığında beş yılda bir uygulanmaktadır. (HSGM)

6. Ultrasonografi

Rahim, yumurtalıklar, rahim iç tabakası, kistler ve miyomlar ultrasonografiyle değerlendirilebilir. Ultrason yöntemi hastanın durumuna göre karından veya vajinal yoldan uygulanabilir.

Jinekolojik Muayene Öncesinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Randevu öncesinde şu noktalara dikkat edilebilir:

  • Son adet tarihi ve kullanılan ilaçlar not edilmelidir.
  • Daha önce yapılan test ve ultrason sonuçları varsa getirilmelidir.
  • Doktora sorulmak istenen sorular önceden yazılabilir.
  • Smear veya HPV testi planlanıyorsa yoğun adet kanamasının olmadığı bir dönem tercih edilebilir.
  • Vajinal ilaç, krem veya fitil kullanılıyorsa doktora bilgi verilmelidir.
  • Genital bölgedeki tüylerin alınması tıbbi açıdan gerekli değildir.
  • Acil bir şikâyet varsa adet döneminin bitmesi beklenmemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Jinekolojik muayene ağrılı mıdır?

Çoğu jinekolojik muayene ağrılı değildir. Spekulum veya ultrason sırasında hafif baskı ve rahatsızlık hissedilebilir. Ağrı hissedildiğinde işlem durdurulabilir veya farklı bir yöntem tercih edilebilir.

Cinsel deneyimi olmayan kişiler jinekolojik muayene olabilir mi?

Evet. Jinekolojik değerlendirme yalnızca vajinal muayeneden oluşmaz. Görüşme, karın muayenesi, dış genital değerlendirme, karından ultrasonografi ve laboratuvar testleriyle pek çok durum araştırılabilir.

Adetliyken jinekolojik muayene yapılabilir mi?

Evet. Özellikle aşırı kanama, şiddetli ağrı veya acil bir şikâyet varsa adetliyken de muayene yapılabilir. Rutin smear veya HPV testi için kanamanın olmadığı bir dönem tercih edilebilir.

Her yıl smear testi yaptırmak gerekir mi?

Hayır. Smear veya HPV testinin sıklığı yaşa, önceki sonuçlara, risk faktörlerine ve uygulanan ulusal tarama programına göre belirlenir. Türkiye’de 30–65 yaş arasındaki kadınlar için beş yılda bir HPV-DNA taraması uygulanmaktadır.

Jinekolojik muayene ne kadar sürer?

Görüşmenin süresi yapılacak işlemlere göre değişir. Sağlık öyküsünün alınması, muayene ve ultrasonografi çoğunlukla aynı randevuda tamamlanabilir.

Hamilelik şüphesinde jinekolojik muayene yapılabilir mi?

Evet. Gebelik ihtimali kan veya idrar testiyle araştırılabilir. Gebelik haftasına göre ultrasonografi ile gebeliğin yerleşimi ve gelişimi değerlendirilebilir.

Hangi belirtilerde beklemeden doktora başvurulmalıdır?

Aşağıdaki belirtilerde rutin kontrol tarihi beklenmemelidir:

  • Menopoz sonrası kanama
  • Gebelik ihtimaliyle birlikte ağrı veya kanama
  • Ani ve şiddetli kasık ağrısı
  • Çok yoğun vajinal kanama
  • Ateşle birlikte kötü kokulu akıntı
  • Genital bölgede yara veya hızla büyüyen şişlik
  • Karında belirgin büyüme veya sürekli şişkinlik

Jinekolojik Muayene Bursa

Jinekolojik muayene yalnızca hastalık ortaya çıktığında başvurulacak bir işlem değil, kadın sağlığının farklı dönemlerde korunmasına yardımcı olan kapsamlı bir değerlendirmedir. İlk görüşme ergenlik döneminde başlayabilir; ancak her görüşmede vajinal muayene yapılması gerekmez. Muayenenin şekli, uygulanacak testler ve kontrol sıklığı kişinin yaşı, şikâyetleri ve sağlık öyküsüne göre belirlenir.

Adet düzensizliği, anormal kanama, kasık ağrısı, vajinal akıntı, gebelik planlaması veya menopoz şikâyetleriyle ilgili değerlendirme için Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ile görüşerek kişisel sağlık durumunuza uygun bir muayene ve takip planı oluşturabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için doktor muayenesi gereklidir.

kadin-dogum-uzmani-bursa

Kadın Doğum Uzmanı Kimdir, Neler Yapar?

Tüm tıbbi bilim dallarında olduğu gibi bu bölümde de alanında uzman doktorlar görev alır ve güncel tedavi yöntemlerini kullanırlar. Kadın hastalıkları ve doğum diğer dallara kıyasla daha özel bir bölümdür. Çünkü kadının hem cinsel hem de özel hayatını etkileyecek düzeydeki birçok önemli hastalığı ve doğumu bu bölüm içerir.

Kadın Doğum Uzmanı Kime Denir?

Kadınların hem doğum anında hem öncesindeki hem de sonrasındaki süreçte gerekli teşhis, tedavi, bakım ve ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olan, hastasına uygun şekilde bu bilgileri ileten ve bildiren, kadınların üreme organları ve buna yönelik bilgi sahibi olan uzman kişiye kadın doğum uzmanı ya da jinekolog denir. Bu uzman kişiler kadının hastalıklarının teşhisinde ve tedavisinde görev alırlar.

Nasıl Jinekolog Olunur?

Jinekolog olmak için ilk olarak lisans düzeyinde eğitim veren bir tıp fakültesinden mezun olunmalı  ve diploma alınmalıdır.  Bu aşamadan sonra TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı)  girip başarılı olunmalıdır. Bu sınavla beraber kazanılan hastanede asistanlık görevi yapılır ve başarılı olunduğu takdirde 5  yıllık ihtisas dönemi biter. Kadın doğum konusunda gerekli deneyimi bu dönemde öğrenen hekim artık uzman olmaya hazırdır.

Jinekolog olmanın bir diğer yolu da yurtdışında eğitim için gerekli sınavlarda başarılı olup eğitiminin bir kısmını veya asistanlığını yurtdışında yapmak üzerinedir.

Peki Jinekoloji Muayenesi Nasıl Yapılır?

Jinekolojik muayene kadın sağlığı için oldukça önemlidir. Her ne kadar birçok kadın bu muayeneyi olmaktan korksa veya çekinse de jinekolojik muayene birçok hastalığın erken veya zamanında teşhisinde kullanılmaktadır.

Jinekolojik muayene genelde aşama aşama süren bir süreçtir ve sanıldığının aksine çok da uzun sürmez. Alanında uzman kadın doğum doktorları tarafından yapılan bu muayenenin aşamaları şu şekildedir:

Gözlemle Değerlendirme (İnspeksiyon)

Bu aşama neredeyse tüm tıp dalları için en önemli aşamalardan biridir. Bu aşamada uzman hekim litotomi pozisyonu adı verilen bir pozisyonda kadının dış genital bölgesini değerlendirir. Daha sonra vajinanın dudakları tutulup aralanarak hem dudakların iç kısmında kalan bölgedeki lezyonlar hem de üretra, klitoris ve kızlık zarı muayene edilmiş olur.

Jinekolojik Aletin Kullanılmasıyla Vajina İçinin Kontrolü

Vajina herhangi bir zorlama olmadığı sürece gözle görülemeyecek şekilde kendini kapatan bir kanaldır. Yalnızca sıvıların akabileceği kadar dar bir alan bulunmaktadır. Bu nedenle jinekolojik muayene de vajinanın kanal genişliğini arttırmak için spekulum denilen bir alet kullanılır. Bu aletin kullanımı ile vajinal kanal ve rahim ağzı (serviks) görülebilir bir hale gelir. Uzman jinekolog tarafından incelemeler yapılır ve herhangi bir lezyon veya beklenmeyen akıntı varsa gerekli tetkikler yapılır.

Vajina içinin spekulum yardımıyla muayenesi, bakire ve vajinismus hastası kişilerde mümkün değildir. Bu kişilerde muayenenin bu kısmı atlanır, çünkü kızlık zarı bozulmadan veya vajinismustaki kasılı kaslar gevşemeden bu inceleme mümkün değildir.

Jinekolojik muayenede en önemli kısımlardan biri de her yıl yapılan smear testidir. Bu test rahim ağzı kanseri gibi birçok hastalığın erken teşhisinde önemli rol oynamaktadır. Bu testin bir diğer avantajı da oldukça basit olmasıdır. Ucunda kadına rahatsızlık vermeyecek şekilde konulmuş bir fırça bulunan çubukla kadının rahim ağzından örnek alınır ve bu örnek patoloji laboratuvarlarında incelenir. Mikroskop altında incelenen bu örnek eğer kanser gibi kötü hücreleri içeriyorsa derhal tedaviye başlanır.

Vajinal Tuşe

Kadının karnına hekim tarafından baskı yapılırken rahmin yine hekim tarafından parmaklarla kontrol edilmesi işlemidir. Bu muayenedeki amaç, rahim bölgesinde bulunabilecek olan büyük kitlelerin tespit edilmesidir.

Vajinal veya Karından Yapılan Ultrason

İç genital organların değerlendirilebilmesi için ultrasonla inceleme yapılması çok daha net sonuçlar verecektir. Yapılacak ultrason vajinal bölgeden olursa daha rahat anlaşılır sonuçlar verecektir, fakat bakire kişilerde ultrason karından yapılır.

Kadın Doğum Uzmanı Ararken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kadın doğum doktoru konusunda muayenehanenin temizliği ve düzeni en önemli kriter olacaktır. Bunun yanında seçilecek olan uzman kişinin daha önceden deneyimlere sahip olmuş olması vereceği bilgiler ve alınacak sonuçların daha etkin olmasında etkilidir. Bunun dışında tüm hekimlerin 6 yıllık zorlu bir tıp eğitimi ve sonrasında gelen uzmanlık eğitimleri ile beraber kötü bir hizmet vermeleri beklenmez. Elbette kadın doğum doktorları kadın psikolojisinden de oldukça yüksek düzeyde anlamaktadırlar. Tüm rahatsızlıklara ilişkin tüm süreçlerde hem hastalarını iyileştirmeyi hem de bunu yaparken psikolojilerini desteklemeyi, kendilerini rahat hissetmelerini hedeflerler.

Kadın Doğum Uzmanı Hangi Hastalıklara Bakar?

Jinekoloji, tüm kadınsal hastalıklar ve riskler konusunda uzmanların bulunduğu bir bilim dalıdır. Kadın cinsel organıyla ilgili her türlü problemde veya erken tanı için yapılan muayenelerde jinekologlara başvurulabilir.

Jinekolojinin bazı alt branşları vardır. Bunlar kadın doğum, kadın hastalıkları, kısırlık, tüp bebek, aile planlaması, jinekolojik onkoloji ve cinsel hastalıklardır.

Kadın Doğum Uzmanına Hangi Konularda Danışabilirsiniz?

Kadın doğum oldukça fazla hastalık ve şikayetin tedavi edildiği, muayenenin yapıldığı ve tanıların konduğu bir tıp dalıdır. Kadın doğum uzmanları genel olarak adet düzensizliği, kısırlık, vajina kuruluğu, hamile kalamama, cinsel ilişki sırasında oluşabilecek her türlü problem, adet kanamasındaki problemler, vajinadan gelen her türlü anormal sıvı veya doku parçası, adetin erken yaşta olması, ergenliğe geçememe veya çok erken geçme, doğum öncesi, doğum esnasında ve sonrasında yaşanabilecek her türlü sorunla ilgili hastalara yardım edebilir. Jinekolog hangi hastalıklara bakar merak edilen bir konu olduğundan kadın doğum uzmanına danışılabilecek bazı durumları aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz:

Gebelik ve Doğum

Üreme insan doğasında temel olarak var olan yaşamsal bir durumdur. Birçok kadın gebelik ve doğum tecrübesi yaşamış veya yaşayacaktır. Bebeğin anne karnında bulunduğu ve doğduğu süreçte kadın doğum uzmanları oldukça büyük role sahiptir. Kadın doğum uzmanları, gebelikteki rutin kontroller ve sorunların belirlenmesi gibi birçok role sahipken doğumda ve doğum sonrasında da görev alırlar. Anne adayının ve bebeğin sağlıklı bir süreç geçirmesini desteklerler.

Gebelik Takibi yazımı da inceleyebilirsiniz.

Rutin Muayene

Jinekolojik muayenenin sağlanması ve bu muayene de çıkan sonuçlara bağlı olarak her türlü tedavinin uygulanmasında kadın doğum uzmanları görevlidir. Rutin muayeneler birçok kadınsal hastalığın önceden belirlenip müdahale edilmesiyle olumsuz sonuçları engellemektedir.

Gebelik Sonlandırma

İstenmeyen gebeliklerin annenin rızası ile bitirilmesinde veya kadın için risk oluşturan gebeliklerin doktor tavsiyesi üzerine bitirilmesinde kadın doğum uzmanları rol almaktadır. Bu süreçte kadın doğum doktoru tüm bilgi ve tecrübesiyle anne adayını doğru karar alması konusunda destekler. Kürtajın ana sebebini belirler ve olumlu-olumsuz tüm durumları paylaşarak hastasını bilgilendirir.

Kürtaj yazımı da inceleyebilirsiniz.

Vajinismus Tedavisi

Vajinismus günümüzde oldukça yaygın olan kadınsal bir hastalıktır. Kadının isteği ve iradesi dışında gelişim gösterebilen ve psikolojik olarak da desteklenmesi gereken vajinismus, tedavi edilmezse cinsel ilişkiyi imkansız hale getirebilmektedir.

Vajinismus Tedavisi yazımı da inceleyebilirsiniz.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Kadın üreme sisteminde cinsel yolla bulaşan hastalıkların tespitine ve tedavi edilmesi veya tedavi edilemiyorsa bile vücuda en az zarar verecek hale getirilmesinde jinekologlar görev almaktadır.  Cinsel yolla bulaşan hastalıkların birçok semptomu vardır. Başlıca semptomlar vajinal kaşıntı, anormal akıntı, cinsel ilişki esnasında ağrı, genital bölgede veya deride döküntüler şeklindedir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların kadınlarda en sık görülenlerinden bazıları şunlardır:

  • HPV
  • Bel soğukluğu
  • Klamidya
  • Genital Herpes
  • Frengi Sifiliz
  • HIV
  • Hepatit B

Miyom

Miyomlar, genellikle kadınlarda semptom vermeyen iyi huylu tümörlerdir. Bazı durumlarda miyomlar ciddi semptomlara da neden olabilmektedir. Miyom tanı ve tedavisinde jinekologlar görev almaktadır.

Vajina Daraltma

Cinsel ilişki kalitesini arttırmak için bazı durumlarda vajina daraltma ameliyatı gerekli olabilmektedir. Bu ameliyat jinekologlar tarafından yapılabilir.

Ayrıca bakınız: Vajina Daraltma Ameliyatı

Labioplasti

Kadınlarda cinsel bölge estetiğinin sağlanması hem cinsel kalitenin artmasında; hem de kadının kendini daha rahat hissetmesinde oldukça önemlidir. Labioplasti genital bölgedeki dudakların daha estetik bir hale getirilmesine denmektedir. Bu ameliyat jinekologlar tarafından yapılabilmektedir.

Ayrıca bakınız: Labioplasti Ameliyatı

Rahim Sarkması

Rahim ilerleyen yaşlarda vajinal bölgeye doğru sarkabilmektedir. Bu sarkmanın engellenmesinin sağlanması ve rahmin sarkan kısmının alınması jinekologlar tarafından yapılmaktadır.

Genital Estetik, Kime ve Neden yazımıza da göz atabilirsiniz.

İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma bir hastalıktan ziyade bir semptom olarak jinekologların karşısına çıkmaktadır. Birçok hastalığa bağlı olarak gelişebilecek olan idrar kaçırmanın sebebinin bulunması yani tanının konulması ve tedavinin uygulanması kadın doğum uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Jinekolojik Muayene Esnasında Ağrı Hissedilir mi?

Jinekolojik muayene kadının o anda sahip olduğu hastalıklar veya bakirelik gibi durumlara bağlı olarak değişken şekilde yapılır. Kadına mümkün olduğunca ağrı hissetmemesi için hassas şekilde davranılır. Özellikle vajinismus gibi hastalıklara sahip olan kadınlarda bazı muayene aşamaları uygulanmayabilmektedir.

Jinekolojik muayene genel olarak ağrısız bir şekilde yapılabilirse de eğer kadın vajina etrafındaki kasları kasarsa bu muayenenin gidişatını olumsuz etkiler. Bu kasların kasılmaması için kadınla bir ön görüşme yapılmalı ve jinekolojik muayene hakkında bilgiler verilip kadın rahatlatılmalıdır.

Kadın Doğum Uzmanı Hangi Tedavileri Gerçekleştirir?

Kadın doğum doktorları, şu tedavi ve işlemleri gerçekleştirebilir:

  • Miyom tedavisi ve miyom ameliyatı
  • Yumurtalık kisti tedavisi ve yumurtalık kisti ameliyatı
  • Çikolata kisti tedavisi
  • Polikistik over sendromu tedavisi
  • Laparoskopik ve histeroskopik ameliyatlar
  • Tüp bebek tedavisi
  • Kısırlık tedavisi
  • Aşılama tedavisi
  • Rahim sarkması tedavisi
  • Dış gebelik tedavisi
  • Tekrarlayan düşük tedavisi

Bunların yanı sıra, kadın doğum uzmanları şu uygulamaları da gerçekleştirebilir:

  • Hafta hafta gebelik takibi
  • Riskli gebelik takibi
  • Doğal doğum, normal doğum, sezaryen doğum
  • Fetal genetik tarama testleri
  • Kürtaj
  • Yumurta dondurma
  • Dört boyutlu ultrason

Kadın doğum uzmanları, bu tedavi ve uygulamaları, kadın sağlığını korumak ve hastaların ihtiyaçlarına uygun tedavi planları oluşturmak amacıyla gerçekleştirirler.

Kadın Doğum Uzmanı Hangi Testleri İster?

Jinekolojik muayeneden sonra, uzman doktor hastada bulunan hastalık veya semptomlara bağlı olarak testler isteyebilir. Bu testler oldukça değişkendir. Çünkü jinekolojik muayene sonrasında açığa çıkan semptomlar veya lezyonlar hangi testlerin yapılacağı hakkında uzman doktora yön göstermektedir. Bununla birlikte kadının yaşı, gebelik durumu ve daha önceden geçirmiş olduğu hastalıklar da hangi testlerin yapılacağı konusunda etkilidir.

Hormon Testi Nasıl Yapılır?

Vücudumuzda hem cinsellikle hem de metabolizma ile alakalı birçok hormon vardır. Her hormonun kendine has bir ölçüm yöntemi bulunmaktadır. Kadınsal hormonlar genellikle kan veya idrar üzerinden test edilirler. Bazı durumlarda hormonların yerine o hormonların metabolizmadaki ürünleri araştırılmaktadır. Hormon testlerinin sonuçları kadının yaş, hastalık ve adet dönemine bağlı olarak değişebilmektedir. Bu nedenle hekiminiz size sormasa dahi hormon testi yapılacağı zamanlarda adet döneminde iseniz mutlaka bu konuda bilgi veriniz.

Jinekolojik Ultrason Nasıl Yapılır?

Jinekolojik ultrasonda kadının isteğine bağlı olarak iki farklı yöntem uygulanabilmektedir. Özellikle kızlık zarına zarar gelmesini istemeyen hastalarda karın üzerinden abdominal ultrasonografi uygulanır. Böyle bir çekincesi olmayan kadınlarda ise genel olarak vajina yolu ile yapılan transvajinal ultrasonografi uygulanır.

Abdominal Ultrasonografi

Kızlık zarına zarar gelmesini istemeyen hastalarda vajinal yol uygun olmadığı için sadece transabdominal yolla ultrasonografi uygulanabilmektedir. Abdominal ultrasonografide önemli olan nokta kadının bir süre idrarını tutması ve idrar kesesinin dolu olmasıdır. Dolu mesane yani idrar kesesi, vajinal bölgenin ultrasonografide çok daha net gözükmesinde etkilidir.

Transvajinal Ultrasonografi

Transvajinal ultrasonografi abdominal ultrasonografi kıyasla çok daha net sonuçlar verebilen bir ultrason şeklidir. Vajinal kısımdan yapılan bu ultrasonografi türünde iç genital organlara daha yakın bir görüntüleme yapıldığı için sonuçlar çok daha anlaşılabilir ve nettir. Pelvis dışına taşan kitleler hariç transvajinal ultrasonografi gerekli sonuçları verir ve tanıyı koydurur. Pelvis dışına taşan kitleler için hem transvajinal hem de abdominal ultrasonografi yapılmalıdır.

Bakire Hastalar da Jinekolojik Muayene Olabilir mi?

Jinekolojik muayene hastanın yaşı, cinsel aktiviteleri veya bakireliğine bağlı olmaksızın her türlü kadında uygulanabilmektedir. Bu nedenle uygulama şeklinde değişkenlikler olsa da jinekolojik muayene yapılabilir.

Muayene Esnasında Kızlık Zarına Zarar Verilir mi?

Yazının genelinde belirtildiği gibi jinekolojik muayene esnasında kadının sağlık geçmişi oldukça önemlidir. Kadının sahip olduğu hastalıklar, semptomlar, yaş ve cinsel hayatına bağlı olarak muayene değişmektedir. Kızlık zarının hasar görmesini istemeyen kadınlarda jinekolog farklı bir muayene yolu seçer. Zara zarar gelmemesi için yapılacak muayenede spekulum muayenesi ve vajinal ultrasonografik gibi adımlar atlanır. Bunların yerine zara zarar vermeyen abdominal ultrasonografi ve rektal muayene uygulanır.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Deniz Güleryüz Çakmak, Nilüfer FSM buvarında Bursa‘da kendi muayenehanesinde, doğumgebelik takibikürtajvajinismusvajina daraltmakısırlık tedavisi ve genital siğil tedavisi gibi uzmanlık alanlarında hizmet vermektedir. Bilgi ve randevu almak için 0505 874 31 79  telefondan ulaşabilirsiniz.

rahim-agzi-kanseri-768x590

Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri

Rahim ağzı kanseri, Türkiye’de 3.sıklıkta görülen jinekolojik kanserdir. Ülkemizde her yıl binlerce kadın rahim ağzı kanseri teşhisi almakta, binlerce kadında rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Erken tanı ile tamamen hastalıktan kurtulmak mümkündür. Aşılama ve tarama ile rahim ağzı kanserine bağlı ölümlerin önüne geçmek mümkündür.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Nedir?

Serviks, rahmin alt tarafında bulunan ve vajinaya bağlanan bir yapıdır. Rahim ağzı olarak da bilinen serviksteki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu kanser gelişir. Rahim ağzı kanserlerinin büyük çoğunluğunun gelişiminde Human Papillomavirus (HPV) olarak adlandırılan bir virüs rol oynar. HPV ile enfekte olan bazı kişilerde virüs yıllarca serviks hücrelerinde kalır ve bu hücrelerin kontrolsüz bölünmesine yol açarak kanser yapar.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Serviks kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerlediğinde kansere bağlı görülebilecek semptomlar ise şöyledir:

  • Anormal vajinal kanama (Cinsel ilişki esnasında ya da sonrasında, adet dönemleri arasında, menopoza girdikten sonra)
  • Vajinal akıntıda değişiklik
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Belde veya karın alt bölgesinde ağrı

Rahim Ağzı Kanseri İçin Risk Faktörleri

Rahim ağzı kanseri, serviksteki hücrelerin DNA’sının mutasyon geçirmesiyle oluşur. Kanser hücreleri hızlı ve kontrolsüz bölünür ve zaman içerisinde tümör olarak bilinen kitleleri oluşturur. Rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık %99’u HPV ile ilişkilidir. HPV ile enfekte olan bazı kişilerde virüs yıllarca hücre içinde kalmakta ve bir noktada kanser gelişimine neden olmaktadır. Ancak HPV ile enfekte olan herkeste rahim ağzı kanseri gelişecek diye bir durum söz konusu değildir. Bu da çevresel faktörlerin, yaşam tarzının da kanser gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir.

Serviks Kanserine Yakalanma Riskini Artıran Faktörler

  • Çoklu Cinsel Partner: Cinsel partner sayısının artması HPV ile enfekte olma ihtimalini artırır.
  • Erken Yaşta Cinsel Aktivite: Erken yaşlarda rahim ağzındaki hücreler HPV ile enfekte olmaya daha yatkın haldedir. Dolayısıyla cinsel aktivitenin erken yaşlarda başlaması kanser riskini yükseltir.
  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar: Gonore, sifiliz, HIV enfeksiyonu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olmak rahim ağzı kanseri için risk faktörüdür.
  • Güçsüz Bağışıklık Sistemi: Herhangi bir sağlık sorununa bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde, rahim ağzı kanseri riski artmıştır.
  • Sigara içmek

Rahim Ağzı Kanserinden Korunma Yöntemleri

Rahim ağzı kanseri vakalarının neredeyse tamamı HPV ile ilişkilidir. Dolayısıyla HPV enfeksiyonundan korunmak serviks kanserinden de korunmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle geliştirilen HPV aşıları ile rahim ağzı kanserinden korunmak mümkündür.

HPV aşısı hangi yaşlarda nasıl uygulanmalıdır?

  • Aşı 9-26 yas arası tüm kadınlara önerilir.
  • 15 yaş altı 2 doz yapılması öneriliyor.
  • İlk cinsel ilişkiden önce uygulandığında %100 e yakın koruyucudur
  • 0,2 ve 6. ayda toplamda 3 doz IM olarak uygulanır.
  • Geçmiş cinsel ilişki veya HPV ile ilişkili hastalık öyküsü aşılama için engel değildir.
  • Aşılama öncesi HPV testi önerilmez.
  • HPV; serviks kanserinin yanı sıra boğaz kanseri, penis kanseri, anal kanser gibi kanserlere de zemin hazırlayabilir. Bu nedenle sadece kadınların değil erkeklerin de aşılanması gerekir.
  • HPV aşısı Ulusal Aşılama Programına dâhil değildir.

Ülkemizde Rahim Ağzı Kanseri Taraması

  • Rahim ağzı kanseri olan hastaların %99,9’un da HPV DNA varlığı gösterilmiştir.
  • HPV testinin negatif olması durumunda; takip eden beş yıl içerisinde rahim ağzı kanseri olma ihtimali çok düşüktür.
  • Bu nedenle ülkemizde kadınlarda 30 yaşında başlayan ve 65 yaşında biten toplum tabanlı HPV bazlı tarama uygulanmaktadır (30 ve 65 yaşlar dâhil edilecektir).
  • HPV ve Pap-smear testi her beş yılda bir tekrarlanır. Son iki HPV ve Pap-smear testi negatif olan 65 yaşındaki kadınlarda tarama kesilir.

Rahim Ağzı Kanseri Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Serviks kanseri tarama programı, dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de 30-65 yaş arasındaki cinsel olarak aktif kadınlara Pap Smear ve HPV DNA testi yapılmaktadır. Tarama testleri, prekanseröz olarak adlandırılan kanser öncülü durumların dahi tespit edilmesini sağlar. Taramada kullanılan temel iki test ve özellikleri şu şekildedir:

  • Pap Smear Testi: Kadının serviks bölgesinden özel bir fırça yardımıyla hücrelerin toplandığı kısa bir işlemdir. Smear testi ile rahim ağzındaki anormal, kanserli, hücreler tespit edilebilir.
  • HPV DNA Testi: HPV DNA testinde de serviksten hücreler toplanır. Bu hücrelerin HPV ile enfekte olup olmadığını anlamak için de HPV DNA testi yapılır.

Tarama testinde kanser açısından şüpheli sonuçlar çıkan kişiler daha ayrıntılı bir şekilde incelenir. Bu inceleme sonucu kesin teşhis konulur.

Rahim ağzı kanserinden şüphelenilen kişilerde tanı için biyopsiye ihtiyaç duyulabilir. Biyopsi için doktor, kolposkop adı verilen bir aletle hastanın serviksini olası bir anormalliğe karşı yakından inceler ve bu bölgeden doku örneği alır. Alınan örneğin patolojide incelenmesi sonucu kesin tanı konulur.

Rahim ağzı kanseri teşhisi konulduktan sonra kanserin hangi evrede olduğunu göstermek için görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

Serviks kanseri tedavisi, hastalığın hangi evrede olduğuna ve hastanın yaş, genel sağlık durumu gibi özelliklerine göre değişiklik gösterir. Rahim ağzı kanserlerinde kullanılabilecek tedavi yöntemleri şu şekildedir:

  • Cerrahi: Cerrahide, kanser dokusunun büyüklüğüne ve hastanın tercihine göre sadece tümör dokusunun çıkarıldığı, tüm serviksin çıkarıldığı (trakelektomi), serviks ve rahmin birlikte çıkarıldığı (histerektomi) farklı yöntemler mevcuttur.
  • Radyoterapi
  • Kemoterapi
  • Hedeflenmiş Terapi
  • İmmünoterapi
  • Destekleyici (Palyatif) Bakım​
rahim-sarkmasi-tedavisi-bursa

Rahim Sarkması Nedir? Belirtileri ve Tedavi Seçenekleri!

Kadınlarda sık görülen jinekolojik problemlerden biri olan rahim sarkması (uterin prolapsus), genellikle doğum sonrası dönemde ya da menopozla birlikte ortaya çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen bir durumdur. Pelvik taban kaslarının zayıflaması sonucu rahmin normal konumundan aşağıya doğru yer değiştirmesiyle meydana gelir. İleri evrelerde rahim, vajina dışına kadar sarkabilir. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, çoklu doğum yapmış, ağır işlerde çalışan veya sık kabızlık problemi yaşayan kadınlarda daha sık rastlanır.

Bu yazımızda, rahim sarkmasının nedenlerini, belirtilerini, tanı yöntemlerini ve modern tedavi seçeneklerini Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. İrem Yengel’in uzman görüşleri eşliğinde ele alacağız.

Siz de rahim sarkması nedir diyorsanız ve diğer kadın hastalıkları konularında da doğru ve kalıcı bilgileri almak istiyorsanız, Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ile iletişime geçebilirsiniz.

Rahim Sarkması (Uterin Prolapsus) Nedir?

Rahim, pelvik kaslar ve bağ dokular tarafından yerinde tutulur. Ancak bu destekleyici yapıların zayıflaması durumunda, rahim aşağı doğru kayarak vajina içine veya dışına sarkabilir. Bu duruma tıpta uterin prolapsus denir. Hafif sarkmalar genellikle belirti vermezken, ileri düzey rahim sarkmaları günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.

Rahim Sarkmasının Nedenleri Nelerdir?

Rahim sarkmasına yol açan temel neden, pelvik taban kaslarının zayıflamasıdır. Bu zayıflama şu faktörlerle ilişkilendirilebilir:

  • Normal doğumlar: Özellikle büyük bebek doğurmuş veya çok sayıda doğum yapmış kadınlarda pelvik destek dokuları zayıflar.
  • Menopoz: Östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte doku elastikiyeti bozulur.
  • Ağır kaldırma: Sürekli fiziksel yük altındaki kadınlarda zamanla pelvik taban zorlanır.
  • Kronik kabızlık ya da öksürük: Karın içi basıncının sürekli artması sarkmaya yol açabilir.
  • Genetik yatkınlık: Bağ dokusu hastalıklarına yatkın kişilerde daha erken yaşta görülebilir.
  • Cerrahi işlemler: Özellikle histerektomi sonrası sarkma riski artabilir.

Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?

Rahim sarkması, şiddetine göre değişen belirtilerle kendini gösterebilir:

  • Vajina içinde dolgunluk veya baskı hissi
  • Bel ve kasık bölgesinde ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık
  • Vajinal bölgede çıkıntı (özellikle ileri evrelerde dışarıdan fark edilebilir)
  • İdrar kaçırma veya sık idrara çıkma
  • Kabızlık veya dışkılama zorluğu
  • Ayakta uzun süre kalındığında şikâyetlerin artması

Bu belirtilerden biri ya da birkaçı varsa, kadın hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.

Rahim Sarkması Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı, genellikle jinekolojik muayene ile konur. Vajinal muayenede rahmin pozisyonu değerlendirilir ve sarkmanın derecesi belirlenir. Gerekli durumlarda pelvik MR veya ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinden de faydalanılabilir. Bazı hastalarda idrar testi veya ürodinami gibi mesane fonksiyonlarını ölçen tetkikler de istenebilir.

Rahim Sarkmasının Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Rahim sarkması tedavisi, hastanın yaşı, sarkma derecesi, doğurganlık isteği ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak planlanır. Tedavi seçeneklerini sizler için bir araya getirdik:

1. Egzersiz ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri

  • Pelvik taban egzersizleri (Kegel egzersizleri) pelvik kasları güçlendirmeye yardımcı olur.
  • Fazla kilonun verilmesi, kabızlıkla mücadele edilmesi ve ağır kaldırmaktan kaçınılması önerilir.
  • Hafif dereceli sarkmalarda etkili olabilir.

2. Vajinal Pesser Kullanımı

  • Vajina içine yerleştirilen silikon veya plastik aparatlardır.
  • Rahmin daha fazla sarkmasını engelleyerek geçici rahatlama sağlar.
  • Özellikle ameliyat olamayacak hastalar için uygundur.

3. Cerrahi Müdahale

  • Rahmin alınması (histerektomi) veya rahmin desteklenerek tekrar eski konumuna getirilmesi mümkündür.
  • Laparoskopik veya vajinal yöntemlerle yapılabilir.
  • Cerrahi seçenek, özellikle ileri evre sarkmalarda kalıcı çözüm sunar.

Rahim Sarkması Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen ileri evre rahim sarkmaları zamanla daha fazla sorun yaratabilir. Sürekli rahatsızlık hissi, idrar yolu enfeksiyonları, cinsel işlev bozuklukları ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle şikâyetler başladığında gecikmeden uzman bir hekime başvurulması büyük önem taşır.

Rahim Sarkması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Rahim sarkması (uterin prolapsus), kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve zamanında müdahale gerektiren önemli bir sağlık sorunudur. Belirtileri çoğu zaman başka durumlarla karıştırılabildiği için hastalar doğru bilgiye ulaşmakta zorlanabilir. Aşağıda, rahim sarkması hakkında en çok merak edilen soruları, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Güleryüz Çakmak’in klinik deneyimiyle derledik.

Rahim sarkması kendiliğinden geçer mi?

Hayır, rahim sarkması zamanla ilerleme eğilimindedir. Egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri hafif vakalarda semptomları azaltabilir, ancak tam iyileşme için genellikle tıbbi müdahale gerekir.

Rahim sarkması gebeliğe engel olur mu?

Hafif düzeyde sarkmalarda gebelik mümkündür ancak ileri evre rahim sarkmaları, gebeliğin hem oluşmasını hem de seyrini olumsuz etkileyebilir. Tedavi planı doğurganlık isteğine göre yapılmalıdır.

İdrar kaçırma rahim sarkması belirtisi olabilir mi?

Evet, özellikle orta ve ileri dereceli rahim sarkmalarında mesane basısı nedeniyle idrar kaçırma, sık idrara çıkma veya tam boşaltamama gibi şikâyetler görülebilir.

Vajinal bölgede şişlik veya çıkıntı hissediyorum, bu rahim sarkması olabilir mi?

Eğer bu his ayakta durduğunuzda artıyor, oturunca azalıyorsa, rahim sarkmasından şüphelenilebilir. Jinekolojik muayene ile net tanı konur.

Pesser cihazı herkese uygun mudur?

Hayır, pesser cihazı her hastaya uygun değildir. Özellikle ileri derece sarkmalarda veya cihaz kullanımına uyum sağlayamayan hastalarda tercih edilmez. Geçici rahatlama sağlar.

Rahim sarkması ameliyatsız geçebilir mi?

Hafif sarkmalarda pelvik taban egzersizleri, yaşam tarzı düzenlemeleri ve pesser kullanımı ile belirtiler azaltılabilir. Ancak orta ve ileri vakalarda kalıcı çözüm çoğunlukla cerrahidir.

Rahmin alınması şart mı?

Hayır, özellikle doğurganlık çağındaki hastalarda rahmi koruyucu cerrahi teknikler uygulanabilir. Tedavi yöntemi kişiye özel olarak belirlenir.

Rahim sarkması tekrarlayabilir mi?

Evet. Cerrahi sonrası bile, eğer pelvik kaslar zayıf kalırsa tekrar sarkma yaşanabilir. Bu nedenle tedavi sonrası egzersiz ve düzenli kontroller önemlidir.

Rahim sarkması, erken dönemde fark edildiğinde yaşam kalitenizi olumsuz etkilemeden tedavi edilebilecek bir durumdur. Belirtileri hafife almayın ve tanı için mutlaka uzman değerlendirmesine başvurun.