orgazm-tedavisi-prp-yontemi

Orgazm Olamama Tedavisinde PRP Yöntemi

Kadınlarda orgazm olamama, diğer adıyla anorgazmi, cinsel yaşamı ve kişinin yaşam kalitesini etkileyebilen cinsel işlev sorunlarından biridir. Orgazma ulaşmakta güçlük yaşanması veya hiç orgazm olunamaması; fiziksel, hormonal, psikolojik veya ilişkisel birçok faktörle bağlantılı olabilir.

Son yıllarda kadın cinsel sağlığı alanında gündeme gelen uygulamalardan biri de genital PRP uygulamasıdır. Kişinin kendi kanından hazırlanan trombositten zengin plazmanın (PRP) genital bölgedeki belirli noktalara uygulanması esasına dayanan bu yöntem, uygun hastalarda destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilebilmektedir.

Ancak orgazm sorunlarının farklı nedenleri olabileceğinden, PRP uygulamasından önce ayrıntılı bir kadın hastalıkları ve doğum değerlendirmesi yapılması önemlidir.

Kadınlarda Orgazm Olamama Nedir?

Orgazm olamama; yeterli cinsel uyarılmaya rağmen orgazma ulaşmanın sürekli veya tekrarlayan şekilde zor olması, orgazmın belirgin biçimde gecikmesi ya da hiç gerçekleşmemesi şeklinde görülebilir.

Her kadının cinsel yanıtı ve orgazma ulaşma süreci farklıdır. Bu nedenle yaşanan her güçlük bir hastalık olarak değerlendirilmez. Sorunun sürekli hale gelmesi ve kişide rahatsızlık yaratması durumunda altta yatan nedenlerin araştırılması gerekir.

Orgazm sorunlarıyla ilişkili olabilecek faktörler arasında hormonal değişiklikler, menopoz dönemi, bazı kronik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar, genital bölgedeki duyarlılık değişiklikleri, pelvik taban sorunları, stres ve kaygı, depresyon, geçmiş deneyimler ve ilişkiyle ilgili faktörler bulunabilir.

Bu nedenle kadınlarda orgazm olamama tedavisi, herkese aynı uygulamanın yapıldığı tek tip bir tedavi değildir.

Orgazm Olamama Tedavisinde PRP Yöntemi Nedir?

PRP, İngilizce Platelet Rich Plasma (Trombositten Zengin Plazma) ifadesinin kısaltmasıdır. Uygulamada hastanın kendi kanından belirli miktarda kan alınır. Alınan kan özel işlemlerden geçirilerek trombosit açısından zengin plazma bölümü ayrıştırılır.

Hazırlanan PRP, hekim tarafından belirlenen genital bölgelere ince iğneler yardımıyla uygulanabilir.

Kadın cinsel sağlığı amacıyla yapılan genital PRP uygulamalarında klitoris çevresi ve vajinanın ön duvarındaki belirli bölgeler uygulama alanları arasında değerlendirilebilir. Kamuoyunda bu uygulamalar zaman zaman orgazm PRP’si veya O-Shot gibi isimlerle de anılmaktadır.

PRP Orgazm Sorunlarında Nasıl Etki Göstermeyi Amaçlar?

PRP içerisinde trombositler ve bunlardan salınan çeşitli büyüme faktörleri bulunur. Genital PRP uygulamasının temel yaklaşımı, bu biyolojik bileşenlerden yararlanarak uygulama yapılan dokulardaki iyileşme ve yenilenme süreçlerini desteklemektir.

Kadın cinsel fonksiyonlarına yönelik PRP uygulamalarında genital dokuların ve bölgesel duyarlılığın desteklenmesi hedeflenebilir.

Bununla birlikte, PRP’nin kadınlarda orgazm bozukluğunun kesin ve standart tedavisi olduğu söylenemez. Bu alandaki bilimsel çalışmalar devam etmektedir ve mevcut kanıtların kapsamı sınırlıdır. Dolayısıyla tedavi kararı kişinin şikâyetleri, muayene bulguları ve olası diğer nedenler değerlendirildikten sonra verilmelidir.

Orgazm İçin PRP Uygulaması Nasıl Yapılır?

Genital PRP uygulamasında öncelikle hastadan kan alınır.

Alınan kan, özel tüpler içerisinde santrifüj işleminden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılır. Böylece uygulamada kullanılacak trombositten zengin plazma hazırlanır.

Hazırlanan PRP, çok ince iğneler kullanılarak hekim tarafından uygun görülen genital bölgelere uygulanır. Klitoris çevresi ve vajinal ön duvardaki belirli alanlar uygulamanın planlanabileceği bölgeler arasındadır.

İşlem planı ve uygulanacak bölgeler her hastada aynı olmak zorunda değildir.

Genital PRP Uygulaması Ne Kadar Sürer?

PRP’nin hazırlanması ve uygulama süreci kullanılan yönteme göre değişebilmekle birlikte, enjeksiyon aşaması genellikle kısa sürede tamamlanır. Uygulama çoğunlukla klinik ortamında gerçekleştirilir.

İşlem öncesinde hastanın tıbbi geçmişi değerlendirilir ve PRP uygulamasına engel oluşturabilecek bir durum bulunup bulunmadığı kontrol edilir.

Orgazm Sorunlarında Kaç Seans PRP Yapılır?

Genital PRP uygulamalarında her hasta için geçerli standart bir seans sayısı bulunmamaktadır. Uygulama protokolü kişinin ihtiyaçlarına, değerlendirme sonuçlarına ve hekimin kullandığı yönteme göre değişebilir.

Bazı klinik protokollerde belirli aralıklarla birden fazla uygulama planlanabilmektedir. Ancak seans sayısının kişiye özel belirlenmesi gerekir.

Bu nedenle “orgazm için PRP kaç seans yapılır?” sorusunun yanıtı muayene ve değerlendirme sonrasında verilmelidir.

Genital PRP Kimlere Uygulanabilir?

Genital PRP, cinsel fonksiyonlarında değişiklik yaşayan ve hekim değerlendirmesi sonucunda uygulama için uygun bulunan kadınlarda destekleyici bir yöntem olarak gündeme gelebilir.

Özellikle genital duyarlılıkta azalma gibi yakınmaların eşlik ettiği durumlarda değerlendirme yapılabilir. Ancak orgazm olamamanın nedeni psikolojik, hormonal, nörolojik, ilişkisel veya kullanılan ilaçlarla bağlantılıysa yalnızca genital bölgeye yönelik bir uygulamanın yeterli olması beklenmemelidir.

Bu nedenle doğru hasta seçimi önemlidir.

Menopoz Döneminde Orgazm Sorunu ve Genital PRP

Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla birlikte vajinal kuruluk, dokularda incelme, elastikiyet değişiklikleri, cinsel ilişki sırasında rahatsızlık ve cinsel yanıtta değişiklikler görülebilir.

Bu dönemde ortaya çıkan cinsel sorunların değerlendirilmesinde yalnızca orgazm problemi değil; vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki, hormonal durum ve genitoüriner menopoz sendromu gibi olası nedenler de dikkate alınmalıdır.

PRP, uygun hastalarda değerlendirilebilecek seçeneklerden biri olabilir. Ancak menopoz dönemindeki şikâyetlerde hangi tedavinin uygun olduğuna muayene sonrasında karar verilmelidir.

Orgazm Olamama Sorununda Önce Neden Araştırılmalıdır?

Orgazm problemi yalnızca genital bölgedeki duyarlılıkla ilgili olmayabilir.

Bu nedenle tedavi planlanmadan önce kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal durumu, menopoz süreci, ağrılı cinsel ilişki veya vajinal kuruluk bulunup bulunmadığı, psikolojik ve ilişkisel faktörler gibi birçok konu birlikte değerlendirilmelidir.

Gerekli durumlarda farklı branşlardan destek alınması da tedavi sürecinin bir parçası olabilir.

Genital PRP Güvenli midir?

PRP hastanın kendi kanından hazırlanır. Bununla birlikte enjeksiyon içeren her tıbbi uygulamada olduğu gibi genital PRP sonrasında da geçici hassasiyet, ağrı, şişlik, morarma, kanama veya enfeksiyon gibi istenmeyen durumlar oluşabilir.

Ayrıca herkes PRP uygulaması için uygun olmayabilir. Kanama-pıhtılaşma sorunları, bazı kan hastalıkları, aktif enfeksiyonlar ve kullanılan bazı ilaçlar uygulama açısından ayrıca değerlendirme gerektirebilir.

Bu nedenle genital PRP uygulaması öncesinde hekim muayenesi yapılmalıdır.

Orgazm Olamama Tedavisinde PRP Kesin Çözüm mü?

Hayır. Genital PRP, orgazm olamama sorununda kesin sonuç sağlayan veya başarı garantisi bulunan bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir.

Kadın cinsel fonksiyonlarına yönelik PRP konusunda umut verici çalışmalar bulunmasına karşın bilimsel kanıtların güçlendirilmesi için daha geniş kapsamlı ve kontrollü araştırmalara ihtiyaç vardır.

Orgazm sorununun nedenleri kişiden kişiye değiştiği için tedavinin de kişiye özel planlanması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

PRP orgazm olmayı kolaylaştırır mı?

Genital PRP, uygun hastalarda genital dokuların ve duyarlılığın desteklenmesi amacıyla uygulanabilmektedir. Ancak her hastada aynı sonucu sağlamaz ve orgazm bozukluğunun kesin tedavisi olarak kabul edilmemelidir.

Orgazm PRP’si nereye uygulanır?

Hekimin değerlendirmesine göre klitoris çevresi ve vajinanın ön duvarındaki belirli bölgelere uygulama yapılabilir. Uygulama noktaları kişiye göre belirlenir.

Genital PRP ağrılı bir işlem midir?

Hissedilen rahatsızlığın düzeyi kişiden kişiye değişebilir. İşlem öncesinde hastanın konforunu artırmaya yönelik lokal uygulamalardan yararlanılabilir.

Genital PRP herkese uygulanabilir mi?

Hayır. Hastanın sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve olası risk faktörleri uygulama öncesinde değerlendirilmelidir.

Kadınlarda orgazm olamama neden olur?

Orgazm güçlüğünün hormonal, fiziksel, psikolojik, nörolojik, ilaçlara bağlı veya ilişkisel birçok nedeni olabilir. Bu nedenle uzun süredir devam eden orgazm sorunlarında öncelikle nedenin belirlenmesi önemlidir.

Sonuç

Kadınlarda orgazm olamama, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen ve kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir cinsel işlev sorunudur. Genital PRP ise son yıllarda kadın cinsel sağlığı alanında kullanılan destekleyici uygulamalardan biri olarak değerlendirilmektedir.

Hastadan alınan kanın santrifüj edilmesiyle hazırlanan PRP, uygun görülen genital bölgelere uygulanır. Uygulamanın amacı genital dokuların biyolojik yenilenme süreçlerini desteklemektir.

Ancak orgazm sorununun nedeni her kadında farklı olabileceğinden, PRP uygulamasına karar vermeden önce kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması önemlidir.

Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez.

dogal-dogum-agrili-olur-mu

Doğum Ağrılı Olmalı mı?

Ağrı, insanlık tarihi kadar eski bir kavram olup, kendini oluşturan uyarandan kaçmak için kişide uyanıklığa yol açan hoş olmayan bir duygu olarak tarif edilir.  Göreceli bir kavram olup, kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Cinsiyet, ırk, din, dil, sosyokültürel çevre gibi birçok faktör ağrı eşiğini, dolayısıyla da ağrılı uyarana tepkiyi değiştirmektedir.

Doğum ağrısı kendine has özellikleriyle fizyolojik ve psikolojik yönleri olan bir ağrıdır. Fizyolojik faktörlere örnek; yaş, doğum sayısı, gebenin fiziksel durumu, doğum yolu ve bebeğin ölçüsü sayılabilir. Doğumda ağrının daha fazla olacağının göstergeleri; ilk doğumunu yapacak olmak, anne yaşının genç olması, suni sancı verilmesi, bebeğin büyüklüğü, adet sancısı öyküsünün olmasıdır. Psikolojik faktörlere örnek ise doğum korkusudur. Doğumun ağrılı olması genel olarak kabul görse bile kontrol edilebilecek bir ağrıdır.  Doğum esnasında çoğu gebenin yaşadığı korku ve anksiyete ağrıya toleransı azaltarak ağrının daha şiddetli algılanmasına sebep olur. Burada önemli olan doğum ağrısı bilinçli bir şekilde yönetilirse ağrının şiddetinin daha az algılanabileceğidir. Bilinçli ağrı yönetimi içinse zihinsel ve bedensel olarak doğuma hazırlık önemlidir.

Gebeler arasında ağrının şiddeti farklı algılanır. Herkesin ağrı eşiği birbirinden farklı olabilir.  Doğum sürecinde bazı faktörlerin anneyi olumsuz etkilediği saptanmıştır. Bu faktörlere değinecek olursak;

·         KÜLTÜREL FAKTÖRLER
Kültürel değerler ve inançlar, gebenin ağrıya vereceği yanıtı etkilemektedir. Bazı kültürler ağrı çeken bireyin duygu ve davranışlarını açıkça göstermesine izin verirken bazı kültürlerde ise duyguların ve davranışların açıkça gösterimi hoş karşılanmaz.

·         DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİN ETKİSİ
Doğum için hazırlanma annenin rahatlamasını sağlayarak analjezi ihtiyacını azaltmaktadır. 21-23 . haftalarda doğuma hazırlık kurslarına katılan kadınların ağrı seviyelerinin azaldığı, ağrıyla başa çıkma tekniklerini öğrenmiş oldukları görülmüştür.

·         HALSİZLİK VE UYKU SORUNLARI
Doğum sırasında anne yorgun olabilir bu da ağrıya verilen cevabı etkiler. Yorgunluk sonucunda annenin enerjisi azalır, ağrı ile baş etmekte zorlanır. Uzun doğumlar ve yorgunluk ağrının daha fazla algılanmasına ve ağrı eşiğinin düşmesine sebep olur.

·         AĞRININ GEBE İÇİN ANLAMI

Ağrının algılanması kadının kendini algılaması ile ilgili olduğu gibi, kültürel beklentilere de bağlıdır. Kadın doğum eylemini korku dolu bir olay olarak algılayabilir ya da mutluluk dolu bir olay olarak düşünebilir. Gebenin doğumu ağrılı bir süreç olacağını düşünmesi korku ve gerginliğini artırarak  ağrı algısını artırır.

·         DAHA ÖNCE YAŞANAN DENEYİMLER
Gebenin geçmiş ağrı deneyimleri, o sırada ve gelecekte yaşayacağı ağrı düzeyini etkiler. Zor ve uzun sürmüş bir doğum deneyimi yaşanmış olabileceği gibi ağrı ile başa çıkma becerilerinin kazanıldığı olumlu deneyimlerde yaşanabilmektedir.

·         DOĞUM DESTEĞİ
Doğuma yardımcı bir kişinin özellikle profesyonel ebe veya  doula, ayrıca eğitimli eş desteğinin doğum süresinin kısaldığı, tıbbi müdahale ve ağrı düzeyinin azaldığı görülmüştür.

·         ÇEVRE
Gebeler genellikle doğumda yabancılık çekmeyecekleri konforlu ve aynı zamanda güvenli ve mahremiyetlerinin korunduğu fiziki ortamı tercih ederler. Böyle bir ortam gebenin kendini rahat ve özgür hissetmesine izin verir. Gebenin rahat hareket edebilmesine yardımcı olacak ilaç dışı uygulamaları (müzik, doğum topu vs.) kullanabilmesine olanak sağlar.

Sonuç olarak ağrı, gebenin doğumunu fiziksel, ruhsal, ve sosyal yönden etkileyerek kalitesini düşürmektedir. Bu nedenle, gebenin deneyimlediği ağrının kontrol altına alınması kişinin rahatlaması, doğum kalitesinin yükseltilmesi, komplikasyonların azaltılması açısından önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı anne ve bebek için mümkün olan en az girişim ile güvenli bir şekilde doğum eyleminin gerçekleşebileceğini belirterek, doğum eylemi boyunca gebeye duygusal ve fiziksel destek verilmesini önermektedir. Doğumhanede çalışan sağlık profesyonelleri, doğum sırasında gebenin ihtiyaç duyduğu fiziksel ve psikolojik gereksinimleri karşılamak, doğum ağrısı ile baş etme konusunda deneyim ve bilgilerini gebeyle paylaşarak olabildiğince sorunsuz bir süreç geçirmesine yardımcı olacaklardır.

bursa-dogal-dogum-uzmani

Doğal Doğum Nedir? Doğal Doğum Neden Çok Önemli?

Doğum, kadın hayatında yüzyıllardır kendiliğinden gerçekleşen fizyolojik bir olaydır. Doğal doğum ise, bu süreci mümkün olduğunca bozmadan eylemin kendi kendine başladığı, tıbbi gereklilik durumunda müdahalenin olduğu, bebeğin doğar doğmaz kordonu kesilmeden anne göğsü ile buluşarak ten tene temasın sağlandığı ve belli bir süre annenin göğsünde kaldığı doğum şeklidir. Bu yaklaşım için günümüzdeki uygulamalarda; doğal doğum, normal doğum, aktif doğum, içsel doğum, fizyolojik doğum, suda doğum, hipnozla doğum, gibi pek çok ifade kullanılmaktadır

Doğal doğumun en çok kabul edilen diğer tanımı da anne adayının içgüdülerinin rehberliğinde kendi doğumuna aktif olarak katıldığı ve gereksiz müdahalelerin olmadığı doğum eylemidir. Buna İçgüdüsel doğum da diyebiliriz. Yani kadının kendi içine döndüğü, düşünerek değil bilinçaltı seviyede gerçekleştirdiği doğum şeklidir. Bu sayede aktive olan hormonlar, anne ve bebeğini doğuma en sağlıklı biçimde hazırlamaktadır. Düşünerek ve sorgulayarak doğal doğum yapamayız. Gereksiz yere yapılan her müdahalenin doğumun işleyişi ve hormonların salınımı üzerine negatif etkisi vardır.

Doğal doğum yapılabilmesi için anne adayının gebe kaldığı dönemden itibaren doğuma hazırlanması gerekmektedir. Bunun için doğuma hazırlık eğitimleri, nefes, yoga-pilates çalışmalarına katılabilirler. Sonrasında ise gebenin eğitimlerde öğrendiklerini her gün kendi üstünde çalışarak bedenini ve zihnini doğuma hazırlanması önemlidir.

Tabi ki bunun yanında anne adayına sağlanan doğum ortamı da önemlidir. Anne adayına güven ve mahremiyetin olduğu ortamı sunmalıyız. Gebe kendi bedeni ve ruhuna güven ve saygı duymalıdır. . Doğumda anne adayına destek olacak sevdiği birinin (arkadaş/eş/doğum koçu) yanında olması önemlidir. Doğumda kadın istediği şekilde davranmalı ve hareket özgürlüğü sağlanmalıdır. Doğum, anne adayının işi olup, doktor ve ebe rehberlik yapmalı, tıbbi gereklilik durumunda müdahale etmelidirler.

Sonuç olarak doğum, yüzyıllardan beri kendiliğinden gerçekleşen bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonudur.  Bu fizyolojik süreçte, gereğinde tıbbi müdahale yapılması önemlidir. Gebelik döneminde rol olan tüm hormonlar, anne ve bebeğini doğuma en sağlıklı biçimde hazırlamaktadır. Gebelik ve doğum eylemi bir hastalık değil, bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonudur. Yeter ki biz bu doğal eylemin gerçekleşmesine izin verelim.

Op. Deniz Güleryüz Çakmak