Rahim ağzı kanseri taraması hangi yaşta başlamalı? Smear testi ve HPV testi ne sıklıkla yapılmalı?

Rahim Ağzı Kanseri Taraması Nasıl Olmalı? | Smear ve HPV Testi

Rahim Ağzı Kanseri Taraması Nasıl Olmalı? Smear ve HPV Testi Ne Zaman Yapılır?

Rahim ağzı kanseri, düzenli tarama programları sayesinde erken dönemde saptanabilen ve öncü lezyonları tespit edilebilen önemli kadın sağlığı sorunlarından biridir. Bu nedenle rahim ağzı kanseri taraması, belirli yaş aralıklarında ve kişinin sağlık öyküsüne uygun şekilde düzenli olarak yapılmalıdır.

Rahim ağzı kanseri taramasında en sık kullanılan yöntemler smear testi (Pap smear) ve HPV testidir. Peki smear testi hangi yaşta yapılır, HPV testi ne zaman yapılmalıdır ve rahim ağzı kanseri taraması kaç yılda bir tekrarlanmalıdır?

Rahim Ağzı Kanseri Taraması Nedir?

Rahim ağzı kanseri taraması, rahim ağzındaki hücresel değişiklikleri veya rahim ağzı kanseri gelişimiyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerini erken dönemde tespit etmeyi amaçlayan testlerden oluşur.

Taramanın amacı yalnızca kanseri saptamak değildir. Henüz kansere dönüşmemiş hücresel değişikliklerin erken dönemde belirlenmesi de taramanın en önemli hedeflerinden biridir.

Bu nedenle herhangi bir şikâyet olmasa bile uygun yaş grubundaki kadınların düzenli kontrollerini yaptırması önemlidir.

Smear Testi Nedir?

Smear testi, diğer adıyla Pap smear testi, rahim ağzından alınan hücrelerin laboratuvarda incelenmesi işlemidir.

Bu test sayesinde rahim ağzında oluşabilecek anormal hücresel değişikliklerin erken dönemde tespit edilmesi amaçlanır.

Smear testi kısa sürede uygulanabilen bir tarama yöntemidir ve genellikle rutin jinekolojik muayene sırasında gerçekleştirilebilir.

HPV Testi Nedir?

HPV, yani Human Papilloma Virus (İnsan Papilloma Virüsü), oldukça yaygın bir virüs grubudur. Bazı yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı kanseri gelişimiyle yakından ilişkilidir.

HPV testi, rahim ağzından alınan örnekte yüksek riskli HPV tiplerinin bulunup bulunmadığını araştırır.

HPV pozitifliği doğrudan kişinin rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. Sonuçlar; HPV tipi, smear sonucu, yaş, geçmiş testler ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Rahim Ağzı Kanseri Taraması Kaç Yaşında Başlamalı?

Tarama programları kullanılan rehbere ve kişinin risk durumuna göre farklılık gösterebilir.

Yaygın kullanılan tarama yaklaşımlarından birinde rahim ağzı kanseri taraması 21 yaşından itibaren başlatılmaktadır.

21–29 Yaş Arasında Rahim Ağzı Kanseri Taraması

21 ile 29 yaş arasındaki kadınlarda genel olarak:

3 yılda bir smear testi yapılması önerilen tarama yöntemlerinden biridir.

Bu yaş grubunda HPV enfeksiyonları oldukça sık görülebilir ve bunların önemli bir bölümü zaman içerisinde kendiliğinden ortadan kalkabilir. Bu nedenle tarama yöntemi ve sıklığı kişinin klinik durumuna göre değerlendirilmelidir.

30–65 Yaş Arasında Smear ve HPV Testi

30 ile 65 yaş arasındaki kadınlarda farklı tarama seçenekleri bulunmaktadır.

Uygun kişilerde:

3 yılda bir smear testi

veya

5 yılda bir yüksek riskli HPV temelli tarama

uygulanabilir.

Smear ve HPV testinin birlikte değerlendirildiği tarama yöntemleri de uygun hastalarda kullanılabilir.

Hangi yöntemin tercih edileceğine kişinin geçmiş test sonuçları, risk faktörleri ve doktor değerlendirmesi doğrultusunda karar verilmelidir.

Smear Normal ve HPV Negatifse Test Ne Zaman Tekrarlanır?

En sık merak edilen sorulardan biri de “Smear testi normal ve HPV negatifse tekrar ne zaman test yapılmalı?” sorusudur.

Uygun yaş grubunda, smear sonucunun normal ve HPV testinin negatif olduğu durumlarda tarama aralığı kullanılan yönteme göre 5 yıla kadar uzayabilir.

Ancak bu süre herkes için aynı değildir.

Daha önce anormal smear sonucu bulunan, yüksek riskli HPV saptanan veya rahim ağzında ileri dereceli hücresel değişiklik öyküsü olan kişilerde takip programı farklı olabilir.

Bu nedenle test sonucunun yalnızca “pozitif” veya “negatif” olarak değerlendirilmesi yerine kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekir.

65 Yaşından Sonra Rahim Ağzı Kanseri Taraması Yapılır mı?

65 yaş üzerindeki kadınlarda rutin rahim ağzı kanseri taramasının devam edip etmeyeceği geçmiş tarama sonuçlarına ve kişinin risk durumuna bağlıdır.

Son yıllardaki taramaları yeterli ve normal olan, ayrıca rahim ağzı kanseri açısından özel bir yüksek risk taşımayan uygun hastalarda 65 yaşından sonra rutin tarama sonlandırılabilir.

Ancak daha önce anormal smear sonucu, yüksek dereceli hücresel değişiklik veya rahim ağzı kanseri öyküsü bulunan kişilerde takip farklı şekilde devam edebilir.

Bu nedenle “65 yaşından sonra smear yapılmaz” şeklinde herkes için geçerli tek bir kuraldan söz etmek doğru değildir.

HPV Pozitif Çıkarsa Ne Olur?

HPV testinin pozitif çıkması kanser tanısı anlamına gelmez.

HPV pozitifliği saptandığında izlenecek yol;

  • HPV’nin tipine,
  • smear sonucuna,
  • kişinin yaşına,
  • daha önceki test sonuçlarına,
  • rahim ağzındaki olası hücresel değişikliklere

göre belirlenir.

Bazı durumlarda belirli bir süre sonra test tekrarı yeterli olabilirken bazı hastalarda ileri değerlendirme veya kolposkopi gerekebilir.

Bu nedenle HPV pozitif bir sonuç mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Smear Testi Neden Önemlidir?

Rahim ağzındaki hücresel değişiklikler çoğu zaman erken dönemde belirgin bir şikâyete neden olmayabilir.

Düzenli smear ve HPV taramalarının en önemli avantajı, hastalık belirti vermeden önce riskli değişikliklerin tespit edilebilmesine yardımcı olmasıdır.

Bu nedenle yalnızca şikâyet ortaya çıktığında doktora başvurmak yerine, yaşa ve risk durumuna uygun düzenli kontrollerin yapılması önemlidir.

Kimlerin Tarama Programı Farklı Olabilir?

Standart tarama aralıkları her kadın için geçerli olmayabilir.

Özellikle daha önce anormal smear veya HPV sonucu bulunanlar, rahim ağzında kanser öncüsü değişiklik öyküsü olanlar, bağışıklık sistemiyle ilgili özel durumları bulunanlar veya daha önce rahim ağzı kanseri tedavisi gören kişiler için farklı takip programları gerekebilir.

Rahmin veya rahim ağzının cerrahi olarak alınmış olması da tarama kararını değiştirebilir.

Bu nedenle kişiye uygun tarama programı hekim değerlendirmesi sonrasında oluşturulmalıdır.

Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak İçin Düzenli Tarama Önemli

Rahim ağzı kanseri taraması kadın sağlığının önemli parçalarından biridir.

Özetle;

21–29 yaş arasında: Uygun kişilerde 3 yılda bir smear testi uygulanabilir.

30–65 yaş arasında: 3 yılda bir smear testi veya uygun HPV temelli tarama seçenekleri değerlendirilebilir.

Smear normal ve HPV negatif olduğunda: Kullanılan tarama yöntemine ve kişinin risk durumuna göre bir sonraki kontrol 5 yıl sonra planlanabilir.

65 yaş üzerinde: Önceki taramaları yeterli ve normal olan, yüksek risk taşımayan uygun kişilerde rutin tarama sonlandırılabilir.

Tarama aralıklarının kişinin geçmiş test sonuçlarına ve sağlık durumuna göre değişebileceği unutulmamalıdır.

Düzenli kadın doğum muayenelerinizi ve rahim ağzı kanseri taramalarınızı ihmal etmeyin.

Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve kişisel tarama programı için kadın hastalıkları ve doğum uzmanınıza başvurunuz.

HPV testinin pozitif olması ne demektir?

HPV Pozitif Çıkması Ne Anlama Gelir? Bundan Sonra Ne Yapılır?

Kişi kendisine bir test önerildiğinde, genel olarak bu testin neyi göstereceğini, ne işe yaradığını hekimlerine sormalı ve cevabı anladıklarından emin olmalıdırlar. Hiçbir test yüzde yüz doğruluk içermez, bütün testlerde belirli oranda hata payı olduğu bilinmelidir.

HPV testinin pozitif olması ne demektir? soru bana en sık gelen sorulardan biridir. Kadınlar KETEM’lerde veya bir jinekoloğa muayeneye gittiklerinde kendilerine HPV/smear testi yapılıyor.

Gelen sonuç eğer pozitif ise büyük bir panik başlıyor. “Acaba kanser miyim?” sorusu akıllara şimşek gibi düşüyor. Esasen HPV/smear testi için örnek alınmadan önce kişiye bu testin ne amaçla yapıldığı ve sonucu ne çıkarsa ne yapılması gerektiği ayrıntılı bir şekilde anlatılması gerekir.

Kişi kendisine bir test önerildiğinde, genel olarak bu testin neyi göstereceğini, ne işe yaradığını hekimlerine sormalı ve cevabı anladıklarından emin olmalıdırlar. Hiçbir test yüzde yüz doğruluk içermez, bütün testlerde belirli oranda hata payı olduğu bilinmelidir.

HPV pozitif ise korkmalı mıyız?

HPV/smear testi, henüz kanserin oluşmadığı, bir vadede ileride kanser gelişebilecek olan kadınları yüksek doğrulukla saptamaya yarıyor. Böylece bu kadınlar kanser oluşumuna giden sürecin belirti vermeyen sessiz döneminde saptanabilmektedir. Kolay ve tam tedavinin yapılabildiği bu erken dönemde tespit yapılmış olması kadın için panik olunacak değil sevinilecek bir durumdur. Çünkü güvenle tedavi olabilecektir.

HPV Nasıl bulaşır?

HPV’nin bulaşması ilk olarak 15-25 yaşlarında, çoğunlukla cinsel eylemler esnasında olmaktadır. Lokal bağışıklık sisteminin etkisiyle kişilerin neredeyse %90’ında virüs vücuttan uzaklaştırılmakta yani temizlenmektedir. Virüs bulaşmış kişilerin %12’sinde temizlenme olmamakta, enfeksiyon on yıldan sonra yüzey hücrelerinde kansere dönüşmenin ön belirtilerini göstermeye başlamaktadır.

Smear testi kansere dönüşebilecek anormal hücreleri gösterir. Smear testinde yüzey (epitel) hücrelerinde LSIL veya HSIL adı verilen anormal bulgular görüldüğünde buna ilaveten HPV de pozitif olursa, yüksek doğrulukla söylenebilir ki bu kişinin gelecek 5-15 yılda kanser olma olasılığı vardır. HPV/smear testi kadında serviks adı verilen rahmin ağız kısmı kanserinin erken tanısını koymaya yarayan çok güçlü bir testtir.

Rahim ağzı kanseri cinsel yolla bulaşan human papilloma virüsünün yüksek kanserojen risk oluşturan yirmi farklı tipinden bir veya birkaçının kadın cinsel organlarında bulunmasıyla oluşur. HPV’nin doğada yüzden fazla çeşidi vardır ve bunlardan yirmi kadarı anogenital (cinsel organlar ve anüs) kanserleriyle ilişkili bulunmuştur. Vajinanın derinlerinde bulunan rahim ağzına HPV çoğunlukla cinsel ilişki yoluyla taşınır. Hayatları boyunca çoğu kadının değişik HPV türlerine en az bir kez maruz kaldıkları bilinmektedir. Fakat çoğu kadın HPV’yi vücutlarına girdikten sonra ortalama on yıl içinde lokal bağışıklık sistemleriyle uzaklaştırmaktır.

Cinsel hayata puberte döneminde başlamış ve çoklu partner değiştirmiş olan (aynı zamanda partneri çoklu partner değiştirmiş olan) kadınlar çeşitli HPV tiplerine çokça maruz kalmaya yatkındırlar. HPV virüsünün cinsel organlada uzun yıllar bulunmaya devam etmesiyle cinsel organların kanseri için risk oluşmaya başlar. HPV en sık rahim ağzı olmak üzere vajina, iç dudaklar ve anüs kanserlerine yol açabilmektedir.

Tarama Programı Değişti

Günümüzden 10-15 yıl öncesinde, HPV testi yapılmıyor sadece smear ile rahim ağzı kanser taraması yapılıyor idi. Smear tek başına hata payı yüksek gücü zayıf bir testtir. Bu nedenle smearın her yıl yapılması önerilmekte idi. Sadece smear ile toplum bazlı taramalar hiç başarılı olmadı.

Günümüzde smear testiyle birlikte eş zamanlı aynı anda alınan sürüntüde HPV testi de yapılmaktadır. HPV/smear testi rahim ağzı kanseri taraması doğruyu belirleme gücü yüksek hata payı düşük hale getirildi. 30 yaşın altında bu testin yapılması önerilmemektedir çünkü bu yaşlarda HPV pozitif olsa bile HPV’nin lokal bağışıklık mekanizmalarıyla temizlenip uzaklaştırılması çoğunlukla mümkün olmaktadır. Burada amaç 30 yaşını geçip de cinsel organlarında bu virüsü hala taşımakta olan kadınları belirlemektir.

HPV negatif smear negatif ne demektir?

HPV negatif smear negatif demek; bu kişide rahim ağzı kanseri gelişme olasılığı çok çok düşüktür, 5 yılda bir tarama yapılması yeterlidir, daha sık taramaya gerek yoktur’ anlamına gelir. Hayat boyu takipleri negatif olan kadınlar rahim ağzı kanseri açısından güvendedir. Bu kadınlar eskiden olduğu gibi her yıl değil, beş yılda bir tarama programına alınmaktadır.

Rahim ağzı kanserinin diğer kanserlerden farklı, bize avantaj sağlayan çok önemli bir yanı vardır. Toplumda yaygın görülen ve önlenmesi mümkün olan bu kanser Sadece HPV varlığında oluşmaktadır. Yani HPV negatif olan kadınların rahim ağzı kanseri ve anogenital kanser geliştirmeyeceği neredeyse kesin olduğu için bu kimselerin beş yılda bir takipleri yapılması önerilir.

HPV pozitif ne demektir?

Peki ya HPV bulunduranlar ne olacak? HPV pozitif olan kadınlar smear sonuçları ne olursa olsun mutlaka kolposkopi adı verilen büyük büyütmeli özel bir teknikle rahim ağzı yüzey hücreleri incelenmeli, belirli şüpheli yerlerden biyopsi alınmalıdır. Biyopsi sonucunda, normal gelirse kişi önce 6 ayda bir sonra yılda bir smear takibine, 2-3 yılda bir HPV takibine alınır. Kolposkopi ile yapılan biyopside servikal intraepitelyal lezyon (LSIL; hafif , HSIL; ağır) gelirse, bu ileride kanser hücresine dönüşebilme olasılığı içeren hücreler saptanırsa sonraki aşamada LEEP yapılarak rahim ağzı yüzey dokusu sıyırma tekniği ile çıkarılır. LEEP sonucunda sıyırma yapılarak çıkarılan dokular patolojik incelemeye gönderilir. Sonuç normal gelirse kişiye 6 ay sonra smear, 1 yıl sonra kolposkopik biopsi yapılır.

Eğer; daha yaygın ve derinleşen kanser lehine bulgu gelirse rahim ağzı tamamen çıkarılır. Bu süreçlerin hepsi dikkatli, planlı ve bu alanda uzmanlaşmış jinekologlar tarafından yapılmalıdır. Panik yaparak bu basamakları atlayıp direk olarak rahim alma yoluna gitmek son derece gereksiz ve hatta yanlış bir tutumdur. Burada hastanın panik durumunu hekim sakinleştirip, abartmadan doğru bilgilendirmeli yeterli olan tedaviyi planlamalıdır. HPV pozitifliği genellikle doğurganlık çağı kadınlarda görülmekte olduğundan HPV pozitiflik saptandığında büyük bir panik ile kolposkopi ve LEEP yapmadan rahim ağzını veya rahimi tamamen çıkarılması yoluna gidilmektedir. kolposkopi ve LEEP normal olanların sadece yıllık takiplerinin yapılmaya devam edilmesi gerekmektedir. Başka bir müdahale ve ameliyat yapılması gereksizdir. Bu kadınlar panik ile gereksiz yere doğurganlıklarını yitirebilmektedir.

Hpv pozitif demek kanser demek değildir. HPV pozitif demek 6 aylık/yıllık takiplere girmek demektir. Yıllık takiplerde düzelme saptanır ve HPV kaybolursa kişi yeniden beş yıllık takiplere geçer.

HPV pozitif ise cinsel yaşam nasıl etkilenir?

HPV pozitif kadınlar cinsel hayatlarına devam edebilirler. Hamilelik isteği varsa kondomsuz normal ilişkide bulunabilirler. Eşlerinde cinsel organlarında düzelmeyen inatçı kaşıntılı lezyonları varsa ürolog tarafından değerlendirimesi gerekir. Kondom kullanmak partnerleri tam olarak korumaz. Aşılanmak her yaşta her iki eş için yarar sağlayabilir. HPV pozitif kadın hamile kalıp doğum yapabilir.

En iyisi sorun hiç oluşmasın diye ne yapmalı?

Tüm bu korkuları, riskleri yaşamamak için en iyisi HPV aşısının toplumda ergenliğe girmek üzere olan 11-14 yaşları arasında her kız ve erkek çocuğuna yapılmasıdır. Hem erkekler hem kadınlar için hayat boyu partner sayısının az tutulması, kondom kullanımın yeni partnerlerde tercih edilmesi önerilmektedir.

bursa-hpv-ve-genital-sigil-tedavisi

Bursa HPV ve Genital Siğil Tedavisi

Bursa Genital Siğil Tedavisi

Genital siğil tedavisi, genital bölgede çıkan siğillerin tedavi edilmesi için yapılır. Genital siğiller hem erkek hem de kadın cinsel organında görülebilen, karnabahara benzeyen siğil yapılarıdır. Genellikle Human Papilloma Virüs yani HPV adı verilen virüs nedeniyle oluşurlar. HPV, cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Oluşturduğu siğillerin ötesinde bazı HPV tiplerinin kanser yapma riski de olduğu için HPV’ye karşı önlem almak oldukça önemlidir. Genital siğillerin tedavi edilmesi, HPV’yi tamamen vücuttan atmaz. Ancak siğil yapılarının kümelenmesini engeller ve genital bölgenin doğal görünümünü korumasına yardımcı olur.

Genital Siğil Nedir?

Genital siğiller, HPV virüsüne bağlı olarak ortaya çıkan cilt hastalıklarıdır. Küçük, karnabahar görünümünde olan bu siğiller bazen tek bir tane bazen ise küme hâlinde görülebilirler. Genital siğil tespit edilen hastada, HPV ile ilişkili kontrollerin yapılması gerekir. Bu siğiller herhangi bir şikâyete neden olmazlar. Çoğu zaman kişi dokunarak ya da gözlemle bu siğilleri fark edebilir. Eğer siğilin boyutu büyükse, iç çamaşırına takılarak kişiye fiziksel rahatsızlık da verebilir. Bunun yanında partnere bulaş riski daha yüksektir.

Human papillomavirüs (HPV), dış genital bölge gibi cilt dokusunda ve vajina, rahim ağzı ve ağız gibi mukozal dokularda enfeksiyona yol açan bir virüstür. Genital siğil, diğer adıyla kondilom (kondiloma akuminatum), anogenital bölgede HPV enfeksiyonu sonucu oluşan kabarık, pütürlü siğillerdir. Vulvada, dış genital bölgede, anüs etrafında, kasıklarda veya perinede yerleşebilir. En sık etkenleri, HPV tip 6 ve tip 11’dir.

Genital Siğil Neden Olur?

Genital siğillerin ana nedeni, Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonudur. HPV, çoğu zaman cinsel temas sırasında bulaşır ve enfekte bölgedeki cilt hücrelerini etkileyerek siğil oluşumuna sebep olur. Özellikle korunmasız cinsel ilişki ve birden fazla partnerle birlikte olma, bulaşma riskini artırır. Bağışıklık sisteminin zayıf olduğu durumlarda virüs daha kolay yayılır ve siğil oluşumu hızlanır. HPV virüsü, cinsel ilişki dışında da enfekte cilt teması yoluyla bulaşabilir, ancak daha nadirdir.

Genital Siğil Belirtileri Nelerdir?

Genital siğil belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Genital bölgede karnabaharı andıran, ten rengi (beyaz ve kahverengi tonlarında olmaları da mümkündür) tonlarında olan lezyonlar.
  • Cinsel ilişki sırasında kanama ve ağrı.
  • Siğilin kıyafetlere sürtünmesi sırasında ağrı ve kanama.
  • Enfekte oldukları durumlarda kötü koku yayabilirler.

Genital siğiller genital bölgede veya rektum civarında gözlenebilirler.

Genital Siğil Bulaşıcı Mı?

Genital siğiller bulaşıcıdır ve cinsel temas yoluyla kolayca yayılabilir. HPV enfeksiyonu taşıyan biriyle korunmasız cinsel ilişkiye girildiğinde, virüs bulaşma riski yüksektir. Siğiller görünmese bile, HPV enfeksiyonu olan bir kişinin cilt teması da bulaşma için yeterlidir. Prezervatif kullanımı bulaşma riskini azaltabilir ancak tamamen önleyemez, çünkü siğiller genital bölgenin tamamında yer alabilir.

Genital Siğil Varken Cinsel İlişkiye Girilir Mi?

Genital siğil varken cinsel ilişkiye girmek, partnerinize virüs bulaştırma riskini artırır. HPV, cilt teması yoluyla kolayca yayılabildiği için korunma yöntemleri bile tam bir güvenlik sağlamaz. Siğiller aktif haldeyken, enfeksiyonun bulaşma olasılığı daha yüksektir ve bu durum partnerinizin de enfekte olmasına yol açabilir. Özellikle siğiller görünür haldeyken, siğiller tedavi edilene dek cinsel ilişkiden kaçınmak en doğrusudur.

Genital Siğil ve Et Beni Farkı Nasıl Anlaşılır?

Genital siğiller, genital bölgede çıkan ve doku olarak karnabaharı andıran lezyonlardır. Et benleri ise vücudun her yerinde meydana gelebilirler ve genellikle pürüzsüz bir dokuya sahiplerdir. Muayene ile kesin ayrıma gidilir.

Genital Siğiller Kendiliğinden Geçer Mi?

HPV’nin neden olduğu siğiller, çoğunlukla kendiliğinden geçmez. Bu nedenle tedavi edilmesi gerekir. HPV siğilinin tedavi edilmesi, HPV’nin de tedavi edildiği anlamına gelmez. Siğiller yok edilse bile, virüs hâlâ vücuttaki varlığını sürdürüyor olabilir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir. Ancak siğillerin tedavi edilmemesi, estetik sorunlara yol açabilir. Bazı kişilerde siğiller birikerek, küme hâlini alırlar. Bu durumdaki siğiller iç çamaşırına da takılabilir. Bu nedenle estetik sıkıntılarla birlikte fiziksel rahatsızlığa da neden olabilir.

Genital siğillerin %70’inden fazlasında etken, HPV 6 ve/veya HPV11’dir. Genital siğiller, kondiloma akuminatum veya kondilom olarak da adlandırılmaktadır. Cilt üzerinde bulunabildikleri gibi, vajina, anüs gibi mukozal alanlarda da tutulum yapabilmektedir. HPV’ye bağlı gelişen en sık lezyon olan genital siğiller, hastaları sadece fizyolojik olarak değil, psikolojik ve sosyal olarak da etkilemektedir.

Genital siğiller, genellikle polimorfik, asimetrik, karnabahar görünümünde belirti verir. Bununla beraber, düz, sivri, papuler lezyonlarla da karşımıza çıkabilir. Tek lezyon şeklinde bulunabileceği gibi, multipl lezyonlar halinde de bulunabilir. Beyaz, ten rengi, eritematöz, kahverengi, hiperpigmente gibi değişik renkte olabilir. Palpasyonda yumuşak hissedilir. Boyutları 1 mm’den birkaç cm’e dek değişmekte olup bazen dev boyutlarda görülebilmektedir.

Genital Siğil Tedavisi Nasıl Yapılır?

Genital siğil tedavisi, hastaya göre değişir. Siğilin yerleşimi, yaygınlığı, tipi, ne kadar süredir var olduğu ve hastaya ait bazı özellikler, tedavi seçimimizi etkiler. Sonuç olarak, genital siğil ile başvuran hastalarımızda, hastaya göre tedavi uygulamaktayız. Siğil tedavisinde başarı oranımız, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki ileri klinik literatürleriyle uyumlu olup %90’ın üzerindedir.

Anogenital siğilin tedavisinde birinci basamak kesin bir yöntem yoktur. İdeal tedaviye karar verirken lezyonun sayısı, büyüklüğü, morfolojisi, keratinizasyon derecesi, lokalilzasyonu, hastanın tercihi, hekimin tecrübesi, uygulamanın maliyeti ve yan etkileri dikkate alınmalıdır. Sonuç olarak anogenital siğil tedavisi bireyselleştirilmeli, yani hastaya göre tedavi uygulanmalıdır. Mevcut tedavilerle genital siğillerin yaklaşık %95’i tedavi edilebilir.

 

Genital siğillerin tekrar etme oranları, literatürde geniş bir aralıkta (%25-65) bildirilmektedir. Hastalık tekrarının bu kadar yüksek oranlarda olmasındaki neden, yaygın hastalık veya gizli lezyonların rol oynaması dışında hekimin deneyim eksikliğidir. Hangi lezyona nasıl bir tedavi uygulanacağının doğru belirlenmesi gerekir. Bu noktada hekimin konu ile ilgili tecrübesinin rolü önemlidir.

Genital siğil tedavisinde 12 çeşit tedavi yöntemi vardır. Bazı tedaviler, hastanın kendisi tarafından evde uygulayacağı kremler olabilir. Asit gibi bazı yöntemler ise klinikte belli aralıklar uygulanmalıdır. Birçok kez, klinikte tek seferde uygulanan koter, kriyoterapi, lazer ile genital siğiller tedavi edilebilir.

Tedavide amacımız, semptomları azaltmak ve görünür lezyonların yok olmasını sağlamaktır. Genital siğil tedavisinde nüks ihtimalini azaltmak ve aynı zamanda genital bölgenin kozmetik yapısını korumak gözetilmelidir. Genital siğil tedavisiyle, HPV DNA pozitifliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi yoktur.

Tedavi yöntemleri, sitodestrüktif tedavi (direkt siğilin yok edildiği) ve immünite aracılı tedaviler olarak sınıflandırılabilir. Verilen eğitim sonrası, hastanın kendisine uygulayabileceği tedavi yöntemleri olduğu gibi, hekim tarafından uygulanması gereken yöntemler de mevcuttur. Bazı durumlarda hastanın kendisi tarafından uygulanan tedaviler (hastaların mahremiyetinin ve evde uygulanabilirliğinden dolayı) tercih edilebilir. Bu tedavi yönteminin etkili olabilmesi için hastalara tedavi ile ilgili yeterli bilgi verilmeli ve tedavi dönemlerinde tedaviye verdikleri yanıtın değerlendirilmesi için mutlaka klinik kontrollere gelmeleri sağlanmalıdır.

Bursa Genital Siğil Tedavisi Fiyatları

Genital siğil tedavisi Bursa hakkında detaylı bilgi almak için Op. Dr. Deniz Güleryüz çakmak ile iletişime geçebilirsiniz.

hpv-asisi-doktoru-bursa

HPV Aşısı: Rahim Ağzı Kanserine Karşı Güçlü Koruma

Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni, yüksek riskli insan papilloma virüsü yani HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyondur. HPV aşısı, kansere yol açabilen HPV tiplerine karşı bağışıklık oluşturarak yalnızca rahim ağzı kanseri riskini değil, HPV ile ilişkili bazı vajina, vulva, penis, makat ve ağız-boğaz kanserlerinin riskini de azaltır.

HPV aşısı halk arasında “rahim ağzı kanseri aşısı” olarak bilinse de aslında doğrudan kansere değil, kansere neden olabilen HPV enfeksiyonlarına karşı geliştirilmiş koruyucu bir aşıdır. Mevcut HPV enfeksiyonunu veya daha önce oluşmuş hücresel değişiklikleri tedavi etmez; yeni HPV enfeksiyonlarının önlenmesine yardımcı olur.

HPV Aşısı İçin En Uygun Dönem Hangisidir?

HPV aşısından en yüksek yarar, kişi HPV ile karşılaşmadan önce uygulandığında elde edilir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü öncelikli hedef grup olarak 9-14 yaş arasındaki çocukları göstermektedir. Aşı 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocuklara uygulanabilir.

Aşının cinsel yaşam başlamadan önce yapılması tercih edilir. Bununla birlikte cinsel yaşamın başlamış olması, kişinin mutlaka tüm HPV tipleriyle karşılaştığı anlamına gelmez. Bu nedenle daha önce aşılanmamış gençlerde ve bazı yetişkinlerde de aşılama yarar sağlayabilir.

Birçok uluslararası rehberde daha önce yeterli şekilde aşılanmamış kişilere 26 yaşına kadar tamamlayıcı aşılama önerilmektedir. 27-45 yaş arasındaki kişilerde ise aşılama kararı; daha önce alınan dozlar, yeni HPV enfeksiyonu riski ve kişinin sağlık durumu değerlendirilerek hekimle birlikte verilmelidir. Bu yaş grubundaki aşılama herkese rutin olarak önerilmez.

HPV Aşısı Kaç Doz Yapılır?

Türkiye’de kullanılan dokuz bileşenli HPV aşısının ürün bilgisine göre genel uygulama şeması şöyledir:

İlk doz 9-14 yaş arasında yapılıyorsa: Aşı çoğunlukla iki doz uygulanır. İkinci doz ilk dozdan 6-12 ay sonra yapılır. İki doz arasındaki süre beş aydan kısa olursa üçüncü bir doza ihtiyaç duyulabilir.

İlk doz 15 yaşında veya daha ileri yaşta yapılıyorsa: Genellikle üç dozluk şema uygulanır. Dozlar başlangıç tarihinde, ikinci ayda ve altıncı ayda yapılır.

Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde yaşa bakılmaksızın üç doz gerekebilir. Kesin doz sayısı; kullanılan aşıya, kişinin yaşına, bağışıklık durumuna ve daha önce yapılan aşılara göre hekim tarafından belirlenmelidir.

İngiltere’de HPV Aşısıyla Ölümler Gerçekten Sıfıra mı Düştü?

2026 yılında The Lancet dergisinde yayımlanan bir araştırmada, İngiltere’nin 2001-2024 yılları arasındaki rahim ağzı kanseri ölüm verileri incelendi. Araştırmaya göre 2020-2024 döneminde 20-24 yaş grubundaki kadınlarda rahim ağzı kanserine bağlı hiçbir ölüm kaydedilmedi. Araştırmacılar, ulusal HPV aşılama programının İngiltere’de yaklaşık 200 ölümü önlediğini hesapladı

Bu sonuç, HPV aşısının toplum sağlığı üzerindeki etkisini güçlü biçimde göstermektedir. Ancak “ölüm riski herkes için tamamen ortadan kalktı” şeklinde yorumlanmamalıdır. Sonuç, belirli bir ülkede, belirli bir yaş grubunda ve belirli bir izlem döneminde elde edilmiştir. Aşılama oranlarının yüksek tutulması ve rahim ağzı kanseri taramalarının devam etmesi hâlâ büyük önem taşımaktadır.

İngiltere’de daha önce yapılan bir başka araştırmada da aşı 12-13 yaşında teklif edilen kadınlarda rahim ağzı kanseri görülme oranının, aşı programından önceki kuşaklara kıyasla yaklaşık yüzde 87 daha düşük olduğu bildirilmiştir.

HPV Aşısı Yüzde 100 Koruma Sağlar mı?

HPV aşıları oldukça yüksek koruyuculuğa sahiptir. Dokuz bileşenli aşının, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ını önleme potansiyeli olduğu değerlendirilmektedir. Ancak aşı, kansere neden olabilen bütün HPV tiplerini kapsamamaktadır ve yüzde 100 koruma sağlamaz.

Bu nedenle aşı olmuş kadınların da yaşlarına ve ulusal sağlık önerilerine uygun şekilde rahim ağzı kanseri taramalarına devam etmeleri gerekir. HPV aşısı ve düzenli tarama birbirinin alternatifi değil, rahim ağzı kanserinden korunmanın birbirini tamamlayan iki temel unsurudur.

HPV Aşısı Güvenli midir?

HPV aşıları uzun yıllardır kullanılmakta ve güvenlilikleri sürekli izlenmektedir. En sık görülen yan etkiler aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık veya şişlik; baş ağrısı, hafif ateş, yorgunluk ve bulantıdır. Bu etkiler çoğunlukla kısa süreli ve hafiftir.

Ergenlerde aşı sonrasında bayılma görülebileceği için aşının oturarak veya uzanarak yapılması ve uygulamadan sonra yaklaşık 15 dakika gözlem altında beklenmesi önerilir. Mevcut bilimsel veriler HPV aşısının kısırlığa veya erken menopoza yol açtığını göstermemektedir.

Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün

HPV aşısı, rahim ağzı kanserinden korunmada sahip olduğumuz en etkili yöntemlerden biridir. En güçlü koruma çocukluk ve genç ergenlik döneminde, HPV ile karşılaşmadan önce yapılan aşılama ile elde edilir. Bununla birlikte daha önce aşılanmamış gençler ve uygun yetişkinler de hekim değerlendirmesiyle aşılanabilir.

Aşı olmak düzenli jinekolojik kontrollerin ve rahim ağzı kanseri taramalarının bırakılması anlamına gelmez. Aşılama, düzenli tarama ve bilinçli sağlık takibi birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserinin görülme ve ölüm oranları önemli ölçüde azaltılabilir.

Bilgilendirme notu: Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye uygun aşı yaşı ve doz planı, muayene ve tıbbi öykü değerlendirmesinin ardından hekim tarafından belirlenmelidir.

serviks-kanseri

Rahim Ağzı Kanseri (Serviks)

Rahim ağzı kanseri tıp dilindeki ismiyle serviks kanseri, rahim ağzının vajinaya bağlanan alt kısmı olan rahim ağzı hücrelerinde meydana gelen bir kanser türüdür. En sık karşılaşılan kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanseri, cinsel ilişki yoluyla bulaşan human papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu nedeniyle oluşur. Bu virüsler uzun süre hiçbir belirti vermeden vücut içinde yaşamaya devam edebilirler. Rahim ağzı kanseri genellikle 10-15 yıl içinde yavaş yavaş gelişir. Birçok durumda kadın bağışıklık sistemi virüsle savaşır ve virüsün vücuttan atılmasını sağlar.

Rahim ağzı kanseri ve tedavisi hakkında daha fazla bilgi almak ve merak ettiklerini sormak için Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ile iletişime geçebilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri (Serviks) Nedir?

Yaygınlaşan tarama programları sonucu rahim ağzı kanseri gelişmiş ülkelerde kontrol altına alınmış olup gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde sıklıkla gözlemlenir. Tüm dünyada yıllık 500 000 serviks kanseri vakası görülürken, 280 000 kadın, serviks kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Gelişmiş ülkelerde servikal kanser taramaları ve erken teşhis ile buna bağlı ölüm oranları %60-85 oranında azalma görülmüştür.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahim ağzı kanseri erken evrelerinde genellikle belirti vermez. Bu yüzden düzenli doktor kontrolü ve taramalar servikal kanserin erken teşhisi için önem taşır. Tümör boyutu büyüdükçe cinsel ilişki sırasında, adet aralarında veya menopoza girdikten sonra vajinal kanama şikâyetine yol açabilir. Diğer belirtiler şu şekilde sıralanabilir;

  • Anormal vajinal kanama
  • Kötü kokulu, sulu, kanlı akıntı
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Sırt, bacak, kas, eklem ağrısı veya pelvik ağrı
  • İdrar veya dışkı kaçırma
  • İdrar yollarında tıkanıklık
  • İştah kaybı ve buna bağlı kiloda azalma

Rahim Ağzı Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Rahim ağzı kanseri, rahim ağzındaki sağlıklı hücrelerin mutasyona uğraması sonucu kontrolsüz büyümeden dolayı gerçekleşir. Normal şartlarda sağlıklı hücreler büyür, yaşamları sürdürür, çoğalır ve ölür. Sağlıklı bir hücrede mutasyon gerçekleştikten sonra ise hücrenin doğal döngüsü bozulur ve hızlı bir şekilde çoğalmaya başlarlar. Kontrolsüz hücre artışı sonucunda ise tümör veya kitle denen yapılar oluşur. Bu yapılar hızla büyümeye devam ederek çevrelerindeki veya kendilerinden uzakta yer alan yapılara sıçrar. Eğer artan hücreler kötü huylu ise kanser oluşur.

HPV (Human papilloma virüsü) serviks kanseri oluşumun en önemli sebebidir. Cinsel yolla bulaşan bu virüs oral, anal veya vajinal ilişki sırasında deri teması ile karşı tarafa bulaşır. 200’den fazla tipi olan HPV her zaman kötü huylu değildir. Kansere sebep olabilen HPV türü sayısı 15’tir. Yüksek risk taşıyan özellikle HPV-16 ve HPV-18’den kaynaklı vakaların hücrelerinde, mutasyona bağlı olarak kontrolsüz hücre artışı ve beraberinde rahim ağzı kanseri görülebilmektedir. Ayrıca sigara kullanımı, HIV, ailede rahim ağzı kanseri görülmesi, bağışıklığın güçsüz olması, A ve C vitamin eksiklikleri ve sık yaşanan vajinal enfeksiyon gibi risk faktörleri HPV’ye bağlı kanser riskini artırabilir.

Rahim Ağzı Kanseri Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

  • HPV aşısı,
  • Düzenli HPV testi ve pap-smear taraması,
  • HPV, HIV ve diğer cinsel yollarla bulaşan hastalıkları önleyebilmek için kondom kullanmak,
  • Sigara tüketmemek, rahim ağzı kanseri riskini azaltan faktörlerdir.

Rahim Ağzı Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

Jinekolojik muayenede yapılan pap-smear testi ve HPV testi, rahim ağzı kanserinin taraması açısından önemlidir. Eğer HPV testi negatif ise takibindeki beş yıl içinde rahim ağzı kanseri geçirme oranı düşüktür. Bu yüzden 30-65 yaşları arasındaki kadınlarda belli aralıklarla tarama yapılır. Yüksek riskli HPV tiplerinden biri pozitif ise ve şüpheli bir doku tespit edildiyse kolposkopi veya biyopsi yardımıyla tanı konulabilir.

Pap-smear testi

Jinekolojik muayene esnasında bir fırça ile rahim ağzından hücre örnekleri alınır. Hücre örnekleri patolog tarafından kontrol edilerek varsa anormalliklerin tespiti yapılır.

HPV testi

Jinekolojik muayene esnasında smear testiyle alınan hücre örneklerindeki HPV DNA kontrol edilir. Varsa yüksek riskli HPV tipleri tespit edilir.

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Rahim ağzı kanserinde tedavi seçimi için hastalığın hangi evrede olduğu, kanserin rahim ağzı içindeki konumu, yaş, kanser tipi, gebelik beklentisi ve hastanın genel sağlık durumu önemli faktörlerdendir. Rahim ağzı kanseri tedavisi bir yöntemle veya birden fazla yöntemin kombinasyonuyla gerçekleştirilebilir.

Cerrahi Tedavi

Serviks kanserinde tümör kitlesinin ve çevre dokuların çıkarılmasına yönelik bir cerrahi yapılabilir. Cerrahi çeşitli şekillerde yapılabilir.

Konizasyon

Konizasyon yardımı ile rahim ağzı kanseri çok erken evrelerinde ise lezyon koni şeklinde çıkarılır. Çıkarılan doku mikroskop ile incelenir. Bu yöntem hem tanı hem de erken dönem tedavi için kullanılabilir.

Trakelektomi

Çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Trakelektomi ile rahim ağzı, vajinanın üst kısmındaki bölge ve parametrium iki taraflı dokusu çıkartılır. Uterus çıkarılmaz ve vajina ile tekrar birleştirilir.

Radikal Histerektomi

Radikal Histerektomi cerrahi yaklaşımlar ile serviks, uterus diğer adıyla rahim ve vajinanın üst bölgesi çevredeki diğer dokularla vücuttan çıkarılabilir. Bu şekilde adet kanaması ve üreme işlevi de sonlandırılır.

Radyoterapi

Işın tedavisinin rahim ağzına yönlendirilerek tümörlü hücrelerin öldürülmesidir.

Kemoterapi

Radyoterapinin etkisini artırabilmek için radyoterapiyle birlikte düşük dozda kemoterapi verilmektedir.

Rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) hakkında daha fazla bilgi almak için Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ile iletişime geçebilir, merak ettiklerinizi danışabilirsiniz.

genital-hpv-sigil-ve-tedavisi

Genital Siğil Tedavisi Bursa (HPV)

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar hem kadınlar hem de erkekler için oldukça tehlikelidirler. Bu yüzden cinsel birliktelikler sırasında korunmayı ve diğer çeşitli önlemleri almayı unutmamak gerekir. Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıkların aşıları mevcuttur. Mümkün mertebe aktif bir cinsel yaşama sahip olmadan önce bu aşıların yaptırılması önerilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en sık karşılaşılanlardan biri de genital siğil hastalığıdır. Bu hastalık HPV isimli virüs sebebi ile meydana gelir. Bu virüsün birçok türü vardır. HPV virüsünün bazı türleri, kadınlarda rahim ağzı kanseri gibi çok ciddi hastalıklara yol açabilmektedir. HPV virüsü genelde kendisini cinsel bölgelerde görülen siğiller ile gösterir. Bu siğillerin büyüklüğü ve sayıları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Günümüzde, HPV virüsünün yol açtığı genital siğiller çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Bursa genital siğil tedavisi hakkında detaylı bilgi için bizi arayabilir, Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzman isimlerden olan Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ’dan randevu alabilirsiniz.

HPV Nedir?

Açılımı Human Papilloma Virüs olan HPV, birçok farklı türü bulunan ve cinsel yolla bulaşan bir virüs çeşididir. HPV virüsü vücuda alındıktan sonra bir süre hiçbir belirtiye yol açmayabilir. Bu süre bazen yılları bulabilmektedir. HPV virüsünün bazı türleri rahim ağzı kanserine yol açabilir. Bu yüzden kadınlara mümkünse HPV aşısı olmaları önerilir. Eğer kişi çoktan HPV virüsü ile taşıyorsa tedavilerini aksatmamalı, kesinlikle ihmal etmemelidir. HPV virüsleri, genital bölgede siğil oluşumuna yol açarlar. Bunlar genital siğil olarak bilinirler.

Genital Siğil Nedir?

Genital siğil, HPV virüsünün bazı türleri sebebi ile hastaların genital bölgelerinde oluşan kahve renginde, kaşıntı ve rahatsızlık verici yapılardır. Hem kadınların hem de erkeklerin genital bölgelerinde oluşabilirler. Bilinen 200 HPV virüsünün 40 tanesi genital siğil oluşumuna yol açmaktadır. Genelde ten renginde veya kahverengi tonlarında olan bu siğiller, farklı sayılarda ve büyüklüklerde olabilirler. Bazı siğiller kadınların genital bölgesinin iç kısımlarında da oluşabilir. Bu siğiller cinsel ilişki sırasında ağrı ve rahatsızlık hissine yol açabilirler. Bazı durumlarda kanayabilirler. Yine cinsel bölgenin iç kısımlarında oluşan bazı siğil türleri kanser riski taşıyor olabilir.

Genital Siğil Belirtileri Nelerdir?

Genital siğiller çoğu hastada bir belirtiye yol açmazlar. Yalnızca genital bölgede görülen siğillerin varlığı söz konusudur. Bu siğiller kaşıntıya ve rahatsızlığa yol açabilirler. Cinsel birliktelikler sırasında ağrıya ve kanamaya sebep olabilirler. Bazı genital siğilleri teşhis etmek zordur. Çünkü bazı siğiller genital bölgenin iç kısımlarında oluşurlar. Hasta bu siğilleri fark etmediği için doktora danışmaz. Bu siğiller genelde tesadüfen teşhis edilirler.

Genital siğillerden şüphelenen kadınlar, rahim ağzı kanseri gibi hastalıklardan korunabilmek adına vakit kaybetmeden bir kadın doğum uzmanı ile görüşmelidirler.

HPV Nasıl Bulaşır?

HPV virüsü genelde ten teması ile bulaşır. Siğilin bulunduğu genital organ, henüz enfekte olmamış kişinin ağız, makat, penis veya vajinası ile temas ederse HPV virüsü bulaşabilir. HPV’nin öpüşme ile bulaştığı yönünde bilimsel bir kanıt yoktur. Yani virüs genelde ten teması ile bulaşır.

Genital Siğil Tedavisi Bursa Nasıl Yapılır?

Genital siğil tedavisi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tedavinin kapsamını ve şeklini belirleyen şey genelde hastanın talepleridir. Genital siğiller genelde sıvı nitrojenle dondurma veya yakılma işlemleri ile tedavi edilirler. Buna ek olarak genital siğil kremleri de tedavi sürecinde tercih edilebilmektedir.

HPV tedavisi, genital siğillerin yakılmaları, dondurulmaları veya cerrahi müdahale ile alınmaları şeklinde yapılabilir. Genital siğil taşıyan kadınlar, rahim ağzı kanseri gibi tehlikelere karşı düzenli doktor kontrolü ile takip edilebilirler. Böylece önleyici uygulamalara başvurulabilir veya gerektiği durumlarda kanser tedavisine erkenden başlanabilir. Kanser hastalıklarında erken teşhisin ve erken tedavinin hayat kurtardığını kesinlikle unutmamak gerekir.Bu hastalara gerekirse Bursa kolposkopi ve rahim ağzından biyopsi işlemi yapmak gerekebilir.

Bursa Genital Siğil Tedavisi Fiyatları

HPV virüsü, cinsel yolla bulaşan virüsler arasında en sık karşılaşılan virüstür. Bazı türleri cinsel bölgede siğil oluşumuna yol açabilir. Bu siğiller kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlık hissi gibi belirtilere yol açabilirler. Genital siğil tedavisi hastaya özel planlanan özel uygulamalarla yapılır. Bu yüzden genital siğil tedavisi fiyatları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bursa genital siğil tedavisi ve HPV tedavisi hakkında detaylı bilgi için bizi arayabilir, Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzman isimlerden olan Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak ’dan randevu alabilirsiniz.

rahim ağzı kanseri aşısı

Rahim Ağzı Kanseri Aşısı

Rahim Ağzı Kanseri Aşısı

Merhaba, ben Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak. Klinik pratiğimde sıklıkla karşılaştığım sorulardan biri, rahim ağzı kanserinin önlenmesinde aşıların rolüdür. Bu makalede, rahim ağzı kanseri aşıları hakkında bilmeniz gereken önemli bilgileri paylaşacağım.

Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türlerinden biridir. Bu kanser çoğunlukla insan papillomavirüsü (HPV) ile ilişkilidir. HPV, cinsel yolla bulaşan ve çok yaygın bir virüstür. Bazı HPV türleri rahim ağzı kanserine yol açabilir.

Rahim ağzı kanseri aşısı, esas olarak HPV’ye karşı koruma sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Şu anda piyasada bulunan aşılar, özellikle yüksek risk taşıyan HPV türlerine karşı etkilidir. Bu aşılar, HPV’nin neden olduğu rahim ağzı kanserlerinin büyük bir kısmını önleyebilmektedir.

Aşı, genellikle 9-26 yaş aralığındaki kız ve erkeklere önerilmektedir. Aşının en etkili olduğu zaman, HPV ile henüz karşılaşılmamış olmasıdır. Bu nedenle aşı, cinsel aktivite başlamadan önce yapılmalıdır. Aşı, üç doz halinde uygulanmaktadır. İlk dozdan sonra, ikinci doz iki ay sonra ve üçüncü doz altı ay sonra verilmektedir.

Rahim ağzı kanseri aşısının güvenilirliği ve etkinliği, geniş çaplı klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Aşı, rahim ağzı kanserine yol açan HPV türlerine karşı yüksek oranda koruma sağlamaktadır. Ayrıca, aşı genital siğiller gibi diğer HPV ile ilişkili sağlık sorunlarının riskini de azaltmaktadır.

Aşılamaya ek olarak, düzenli rahim ağzı kanseri taramalarının da önemini vurgulamak isterim. Pap smear testi, rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kritik bir role sahiptir. Aşı, bu taramaların yerini almamalıdır; her iki önlem de rahim ağzı kanserine karşı korunmada önemlidir.

Elbette, her tıbbi müdahalede olduğu gibi, rahim ağzı kanseri aşısının da yan etkileri olabilir. Çoğu kişi için, aşının yan etkileri oldukça hafif ve geçicidir. En yaygın görülen yan etkiler; aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık veya şişlik, hafif ateş, baş ağrısı veya kas ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Nadiren, aşıya ciddi alerjik bir reaksiyon gelişebilir, bu yüzden aşı yapıldıktan sonra bir süre gözetim altında kalmak önemlidir.

HPV aşısının rahim ağzı kanseri başta olmak üzere, vulva ve vajina kanserleri gibi diğer kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğuna dair kanıtlar da bulunmaktadır. Bu, aşının kapsamını genişleten ve koruyucu sağlık önlemleri arasında daha da değerli bir yer veren bir gelişmedir.

Bilimsel veriler ve klinik çalışmalar, HPV aşısının etkinliğini ve güvenliğini defalarca kanıtlamıştır. Sağlık profesyonelleri olarak bizler, toplumu doğru bilgilendirmek ve aşılanma oranlarını artırmak için çaba göstermeliyiz.

Rahim ağzı kanseri aşısı, HPV’ye bağlı kanserlerin önlenmesinde bir dönüm noktasıdır. Bu aşı sayesinde, gelecek nesiller bu tür kanserlerin yükünden büyük ölçüde kurtulabilir. Sağlık sistemi olarak, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek ve mümkün olan her bireye aşıyı sunmak bizim sorumluluğumuzdadır.

Son olarak, aşılamadan maksimum fayda sağlamak için, toplumun her kesiminden bireylerin aşılanması gerektiğini unutmamalıyız. Her bireyin aşılanması, toplum sağlığını korumanın yanı sıra, hastalığın yayılmasını önlemede kritik bir role sahiptir. Kliniğimizde, aşı programları hakkında daha fazla bilgi ve destek sağlamaktan mutluluk duyarız.

Rahim ağzı kanseri aşısı hakkında daha fazla bilgi edinmek, sorularınızı sormak veya aşı randevusu almak için lütfen bizimle iletişime geçin. Unutmayın, önlemek tedavi etmekten her zaman daha kolaydır. Sağlıklı ve bilinçli bir gelecek için el ele verelim.

Sonuç olarak, rahim ağzı kanseri aşısı, bu ciddi hastalığın önlenmesinde güçlü bir araçtır. Aşılar hakkında daha fazla bilgi almak veya aşı randevusu için, lütfen kliniğimizle iletişime geçiniz. Sağlıklı günler dilerim.